5. Asya Pasifik Kanser Önleme Organizasyonu Kongresi’nde Türkiye’de kanser ilaçlarına erişim tartışıldı

Oca 11 2011 Published by under 9. Sayı

Onkoloji alanında piyasaya sürülen çok fazla ilaç olduğunu belirten Dr. Wilking, 2006-2011 arasında 50 yeni ilaç daha piyasaya sürüleceğini, buna karşılık ilaçların Türkiye’ye gelişlerinin hayli geç olduğunu, bu sürenin 3-4 yıla kadar ulaşmış olduğunu vurguladı.

>> Asya Pasifik Kanser Önleme Organizasyonu tarafından 3-7 Nisan 2010 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen 5. APOCP Kongresi’nin önemli oturum başlıklarından birini de Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği’nin desteğiyle gerçekleştirilen “kanser hastalarının ilaca erişimi” oluşturdu. Karolinska Enstitüsü’nde kolorektal kanser konusunda çalışmalarıyla tanınan Dr. Nils Wilking, son yıllardaki çalışmalarında kanser ilaçlarına erişime odaklandıklarını söyleyerek, Türkiye’deki erişim konusunda bilgi verdi.

Geçtiğimiz birkaç yıl içinde Stockholm İktisat Fakültesi’nden Bengt Jönsson’le beraber çeşitli raporlar hazırladıklarını söyleyen Dr. Wilking, Türkiye ile ilgili nihai verilerin de www.comparatorreports.com’da yayınlanacağını belirtti. Akciğer, meme kanseri konusunda Çin, Orta Doğu, Körfez ülkeleri gibi yerlerin verilerine, ayrıca multiple skleroz, osteoporoz gibi çalışmalara da buradan erişilebilecek.

Dr. Nils Wilking’in verdiği bilgilere göre, Avrupa’daki kanser insidansı hala artış göstermekte, ama mortalitede azalma söz konusu. Bu hastaların tedavi olduğu ya da iyileştiğini gösteriyor. Kanserden tedavi ile iyileşenler konusunda Avrupa ülkeleri arasında çok ciddi fark var. işe gidememe oranı çok ciddi düşürmüş şekilde. İlaç kullanımında da farklar var. Bazı ülkelere baktığımızda çok uzun bir süreç var, bu sadece ilacın geliştirilmesinde değil, onaylanıp hastaya eriştirilmesinde de söz konusu. Kanser ilaçları sadece bir unsuru oluşturmakta. Diğer önemli konu ise kanser bakımının organizasyonu. Bununla birlikte kaynakların önemli bir kısmı da önlemeye harcanıyor. Sigara kullanımını azaltmaya yönelik önemli çalışmalar devam etmekte. Buna karşılık beslenme ve yanlış beslenmenin toplumlar üzerindeki etkisiyle ilgili çalışmalar devam etmekte. Özellikle mamografi tarama programlarıyla ilgili programlar devam etmekte. Hastalara kanser tanısı konduğunda hala cerrahi ilk seçenek oluyor. Buna ek olarak radyasyon tedavisi yapılabilmekte. Bununla birlikte geçtiğimiz yıllarda kanser ilaçları çok önemi bir rol kazandılar. Küratif tedaviler meme, kolorektal ve akciğer kanserinde büyük önem kazandı. Kanser tedavisi 50 yıl önce başladı ama son 30 yılda belli alanlara odaklanan ilaçlar devreye girdi.

Türkiye’de kanserle ilgili verilere bakıldığında, elimizde Avrupa alanında Eurocare verileri bulunduğunu söyleyen Dr. Wilking, “Bu verilere göre akciğer kanseri Avrupa düzeyinde seyretmekte. Prostat, kolorektal verileri daha düşük, ancak bunlar eski veriler. Meme kanserine baktığımızda Avrupa ülkelerine göre çok daha nadir görülüyor” dedi. Dr. Wilking şöyle devam etti: “Şimdi biraz daha açıklamalı bakacak olursak, gelecekte ne olacak buna bakmamız gerekiyor. Türkiye’de kanser daha az görülüyor, ama nüfusun demografik özellikleri de önemli. Engelliliğe ayarlanmış yaşam yılları olarak baktığımızda bu oran Avrupa’da  yüzde 12-16 arasında ve ikinci veya üçüncü sırada geliyor. Türkiye’de nüfus dağılımı piramit biçiminde, ama ileride bu Avrupa benzer bir özellik kazanacak. Kanser tedavisinin maliyetine baktığımız zaman, pek çok ülkede kanser tedavisine harcanan pay  yüzde 5, Türkiye’de  yüzde 6 civarında. Buna karşılık Türkiye’de 25 Euro kişi başı harcama var, bu diğer ülkelerin gerisinde. Türkiye’de her yıl yaklaşık 125.000 kişiye kanser tanısı konmakta ve 60.000 kişi kaybedilmekte. Toplam tahmin edilen maliyet 1.8 milyar Euro. Yeni ilaçların onaylanmasında gecikmeler olduğunu görüyoruz. Yeni ürün için bunun 12-18 ay içinde tamamlanması gerekiyor. Türk sağlık sistemi de son zamanlarda yeniden yapılandırıldı. Eşit muamele ve tedaviye erişimin kolaylaştırılması gibi bir yaklaşım var. Şeffaflığı artırmaya, ekonomik tartışmalara eğilim var. Sağlık teknolojisi değerlendirmesine baktığınız zaman finansman kısıtlılığı hangi alanlarda var bunları ortaya koymanız gerekiyor. Pek çok Avrupa ülkesinde bu durum çok büyük önem taşıyor, özellikle kısıtlı kaynakların bulunduğu alanlar belirleniyor. Ulusal mükemmellik enstitüsünün yaptığı çalışmalar var”.

Onkoloji alanında piyasaya sürülen çok fazla ilaç olduğunu belirten Dr. Wilking, 2006-2011 arasında 50 yeni ilaç daha piyasaya sürüleceğini, buna karşılık ilaçların Türkiye’ye gelişlerinin hayli geç olduğunu, bu sürenin 3-4 yıla kadar ulaşmış olduğunu vurguladı. “Daha fazla kaynağa ihtiyacımız var. bu hem Türkiye için hem de bizim için geçerli. Kanserle ilgili olarak, özellikle kuzey ülkelerinde bilgiler epidemiyoloji açısından çok dağılmış durumda. Kanser kayıt sistemi olmayan ülkeler bile var. Hastalığın nasıl bir yükle geleceğini bilemezseniz, kaynakların nasıl dağıtılacağını da bilemezsiniz. İlaçlara erişimde kısıtlamalar var, dört yıla giden onay süreçleri var. Piyasaya sürülen kanser ilaçlarına erişim bu nedenle gecikebiliyor. Kaynakların büyük kısmı doğrudan tedaviye harcanıyor, ancak bakım ve toplam giderlere de bakılmak zorunda. Gelecekte inanıyorum ki iyi epidemiyolojik bilgilere bağlı olarak yeni tedavilerin sonuçları konusunda veriler olacak elimizde ve bununla birlikte yaptığımız şeyin izlenmesi çok büyük önem taşımakta. Mesela yeni inovatif ilaçlar için ayrılan bütçe var, bazı alanlar için bu önemli olabilir. Avrupa’da standart bir fiyat var. Gelişmekte olan ülkelerde bu karşılanabilir bir rakam olamayabiliyor, koşullu ödeme söz konusu olabilir”.

Toplantıyı yöneten Kanser Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer ise “bizim 2009 harcama tahminimiz 2.4 milyar dolar civarında. Bir diğer önemli şey ise kaç makineniz olduğu değil, bunları nasıl kullandığınız. Makineler açısından İngiltere’den daha fazlasına sahip olsak da İngiltere’de tedavi daha başarılı. Bunlar bizim için bir mesaj niteliğindedir. Kişi başına düşen miligram oranı bence ilaca erişimi gösteren iyi bir endeks değildir. Onay ve geri ödeme farklı olmalı. Bir ilaç FDA ve EMEA tarafından onaylanırsa, bir şey diyemezsiniz. Ancak geri ödemenin de kontrol edilmesi gerekiyor, kanser çok yüksek bir ekonomik yük oluşturacak. İlaçlar tarafından uzun bir sağkalım çok önemli, ancak resmin tamamını görmek gerekir, geri ödeme ayrı bir prosedür” dedi. <<

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın