Bir öykü – Bir insan

Ara 05 2009 Published by under 7. Sayı

Kadriye Kaya kayakadriye@mynet.com

Karşımdaki kişi “bir şeyler yazar mısın?” dediğinde bir an düşündüm ne yazabilirim diye. Sağlık sektörü ile yeni tanışan bir kişi olarak; tereciye tere satamazdım. Sabah temizliğimizi yapan Kadir Kardeş bana “siz insansınız” demişti. “Seninle bir sohbetim olmadı, niye böyle düşündün” dediğimde, “sabahları bizlere tebessümle günaydın diyorsunuz, bizlere önem veriyorsunuz” demesi aklıma geldi. “Bir öykü – Bir insan” başlığıyla kendimden bahsetmek istedim. Kimdi bu 18 kişiyi yöneten Kadriye Kaya. Bir banliyö treni yolcusu… Bir an trene biniş tarihi geldi aklıma. Sene 1959, 6 Mart’ta Beyazıt’ta dünyaya gelmiştim. Çocukluğumu yaşadığım ve bahçesinde oyunlar oynadığım İstanbul Üniversitesi’nde yıllar sonra Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak çalışmaya başlamak nasıl bir duygu diye sorarsanız anlatamam, sadece iki damla mutluluk gözyaşı akar gözlerimden…

Hiç konuşmayan, sorulduğunda kısa kelimelerle cevap veren bir çocuktum (konuşmak istemeyen bir çocuğun Halkla İlişkilerci olması bazı aileler için örnek olmalı diye düşünüyorum). Esnaf bir komşumuz vardı ve her gün beni konuşturmak için 25 kuruş verirdi ve ona çekirdek almamı isterdi. Çekirdeği alıp kendisine götürdüğümde bir miktar vermek isterdi de almazdım. O yaşlarda öğrenmiştim karşılıksız yardımlaşmayı.

Sonra askeri dikimevi vardı evimizin sokağında. Oynarken bir gün kaldırımda arkadaşlarla; freni patlayan çuvallarla tuğla dolu bir kamyon, üzerime devrildiğinde ve herkesin umutsuzca çuvalları kaldırarak bana ulaştıklarını, şaşkın bakışlarla birbirlerine baktıklarını, kucaklarda dolaştığımı hatırlıyorum. Burnum bile kanamadan ve yaralanmadan tuğla yığınından sağ çıkmam bir mucizeydi.

Hayatta karşılaştığım ilk akademisyen kimdi diye düşündüğümde; yanağımdaki o yumuşak, şefkat dolu öpücüğünü hala hissettiğim, pamuk elleri ile beni kucaklayan ve eczacı olmak için söz verdiğim ve bir türlü sözümü tutamadığım (çünkü ÖSS sınavında öğretmenliği kazanmıştım ve babam “Ailede bir öğretmen yeter” deyip göndermemişti), hocaların hocası merhum Prof. Dr. Hayriye Amâl gelir aklıma. Komşumuzdu, 1965’in İstanbul Beyazıt semtinde. Sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum kendilerini. İlkokul yıllarımda İsmet Kür’ü tanıdım. Bana Atatürk öykülerinin bulunduğu kitabını imzalamıştı; “sınıfın en çalışkanına” diye. O zamanlardan öğreniyordum önemli insanları tanıyanlar bir gün onları örnek alırlar.

Ne güzel bir çocukluktu. Sokağımızı her sabah biz süpürürdük ve her pazar pikniğe giderdik komşularımızla. Yardımlaşma had safhadaydı. Şimdilerde birine bir iyilik yaptığınızda, altında başka şeyler ararlar. Şüpheci bir toplum olduk.

Sonra ilkokul öğretmenim rahmetli Saadet Yücesan. Kendisi mükemmel, idealist bir öğretmendi. Sosyal olmayı kendisinden öğrendim galiba. Her bayram bütün sınıfa Hacıbekir’den şeker paketi verirdi. Hepimizin evlerini ziyaret ederdi. Balolara götürürdü. Hatta ilk dansı o yaptırmıştı Servet Topaloğlu’yla. İlkokul birinci sınıfta çarpım tablosunu ezberletmişti. Ve bizler o zamanlar ilkokuldan mezun olabilmek için temel derslerden yazılı sınava tabi tutulurduk. Başarılı olamayanlar mezun olamazlardı. Müfredat çok farklıydı.

Sizlere bir an olsun eski İstanbul’da bir yolculuk öyküsü sundum. Belki bazılarınızda serotonin salgılandı, bir tebessüm oluştu yüzünüzde.

Sonra okul yılları, iş hayatı… Bir tren yolculuğunda İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi istasyonunda konakladım. Sizlerle çok yeni tanışmamız. Rektörümüz Prof. Dr. Yunus Söylet’in isteği ile kurulan Hasta Yönlendirme Birimi’ni daha yakından tanıyacaksınız. Sizlerin işinizi kolaylaştırmak ve hasta memnuniyetini sağlamak için burada olduğumuzu bilmenizi isteriz. Ve sizlere bir merhaba dedikten sonra, fakültemizde yatan veya bir şekilde buraya yolu düşüp de çare arayan insanlara; bu hastalığı yenmiş, yaşayan hayat öyküleri dizisiyle karşınıza çıkacağım. Bir nebze olsun, umut vermek, sabrı öğretmek, olumlu sonuç almış, inanmış yaşam öyküleri ile birlikte olacağız. Sloganımız. “BİR TATLI TEBESSÜM” olsun mu? Ne dersiniz?

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın