Bir öykü – Bir insan

Oca 04 2011 Published by under 9. Sayı

Kadriye Kaya

Gecenin sessiz karanlığında iki ayak sesi.

Duyabilene ses, duyamayana iz, öylece yürür…

Yürür gider de nereye gideceğini bilemeden dalgın, dalgın.

Az önce neşeli miydi, üzgün müydü, yorgun muydu bilinmez.

Belki de çok hararetli bir sohbetten geliyordu bilinmez. Her ne yaşandıysa sessizlik hakimdi artık. Adeta karanlık dans ediyordu. Neden uzun yürüyüşü tercih etmişti. Acaba evi çok mu yakındı. Yoksa sokaklar evi miydi?

Kaderin onu beklediğini biliyor gibiydi. Adımları şuursuzdu sanki.

İki parlak göz onu izliyordu. Ama o karanlığın dansına kaptırmıştı kendini. Göz göze geldiğinde ise vakit çok geçti…

Yeşil gömlekli ablaları ve ağabeyleri vücuduna sayılamayacak kadar nakış işlemişti. Gözünü açtığında ise sadece görüyordu. Yatakta serum veriliyordu. Ama o sadece görüyordu. Ne konuşabiliyor ne de hareket edebiliyordu. Yaşam belirtisi olan acıyı keşke hissedebilseydi. ’Anne canım çok yanıyor’ diyebilseydi. Nafile…

Acaba annesi-ailesi var mıydı? Kayıtlara kimsesiz hasta olarak geçmişti.

Yoksa altından kalkamayacakları bir masraf nedeniyle aile sahiplenmemiş miydi?

Yoksa utandıkları, kötürüm bir çocukları olmasını kabullenmedikleri için mi ortaya çıkmamışlardı. Gelen gideni yoktu.

Ama yalnız kalmadı. Bir Yaradan vardı.

Ve onun bir ailesi oldu. Nasıl mı?

Hastaneye görümcesinin rahatsızlığı için gelen bir hasta yakını (o bir ‘melek’) tesadüfen (kimliği olmadığı için kemik yaşı ölçümüne göre I6 yaş civarında olan bu mavi gözlü pırıl pırıl bir yüze sahip çocuğu) görür ve bakımını üstlenir.

Melek Abla’nın bir ailesi vardır. Üstelik üçte çocuğu vardır. Ama gönlü elvermez mavi boncuğun yalnız, bakımsız kalmasına. Alır onu evine götürür. İki pamuk arasında bakar ona.

30 kilo olarak aldığı Maviboncuk’u 60 kiloya getirir.

Tanrım melekler hani görünmezdi. Ama bu Melek Abla insan.

Kendi çocuklarından hiç ayırmaz onu, mama ile besler. Yıkar-paklar.

Küçük oğlu ise ona şarkılar söyler. Melek Abla Maviboncuk’a fizik tedavi bile uygular. Ayak diplerine masaj yapar.

İnanılmaz bir öykü. İnanılmaz bir hayat.

Böylesi fedakar insanlarımız var olduğu için çok mutluyum.

İyi ki varsın Melek Abla… Seni ve senin gibileri seviyoruz.

Nefes almanın kıymetini soluksuz kalınca anlar insan,

Görmenin nasıl bir nimet olduğunu karanlık öğretir,

Sızlamayan her organ hele de burun deliği mutluluktur,

Elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedenini kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp, sevdiklerimizle birlikte her geçen günün kıymetini bilmek,

Ve güne gülümseyerek başlamak.

Sevgiyle ve sağlıcakla kalınız.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın