Çevre ve Kanser Sempozyumu’nda çevresel risklere dikkat çekildi

Mar 07 2009 Published by under 4. Sayı

Kanser Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer “2002 yılı sonrasında aktif olarak kanser kaydı tutulmaya başlandığını, verilere göre 100.000’de 200 yeni kanser vakası beklendiğini vurguladı.

Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Daire Başkanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye tarafından düzenlenen Çevre ve Kanser konulu sempozyum 20 Aralık 2008 tarihinde gerçekleştirildi. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Kanser Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, sözlerine “Neden kanserle ilgili çalışmalar yaptığımız konusunda bir konuşma yapmak istiyorum” diyerek başladı. 2005-2030 yılları arasında dünyada bugün mevcut 11 milyon yeni vakanın 27 milyona ulaşacağının, yıllık 7 ölüm ölümün ise 17 milyona çıkacağının tahmin edildiğini söyleyen Tuncer, kanserle yaşayan hasta sayısının ise 75 milyona çıkacağını vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü’nün global sağlık riskleri açısından bakıldığında çevremizi kuşatan obeziteden alkole kadar çok fazla risk faktörünün mevcut olduğunu söyleyen Tuncer, bugün için yeni vakaların %30’unun sigara, bir diğer %30’unun ise diğer nedenlere bağlı ortaya çıktığını söyledi. Tuncer sözlerini şöyle sürdürdü: “Amerikan çocuklarının verilerine göre kurşun zehirlenmesinin %100’ü çevresel etkili. Bugün ABD çevresel etkenlere bağlı hastalıklara 55 milyar dolar para harcıyor. Kanser çevresel etkenlerin genlerle ilişkisine bağlı olarak ortaya çıkmakta. Çünkü çevre insan sağlığını etkilemekte. İnsan sağlığı denince psikososyal çevre başta olmak üzere stres ve psikososyal çevre de işin içine girmekte. Son çalışmalara göre, kanser oluşumunu olumlu olumsuz etkileyen çok sayıda gen bulunmakta ve stres hormonlarına bağlı olarak farklı etkiler gösterebiliyorlar. Sigara, fast-food, çevremizdeki radyasyonlar, elektromanyetik alanlar bu işin içinde yer alıyor. Genetiğimizi değiştiremeyiz ama çevremizi değiştirebiliriz. Genetiğimiz kansere eğilim kapsasa bile çevremizi ve yaşam tarzımızı değiştirerek kanser riskimizi değiştirebiliriz”.

KETEM’lerin başarısı

Kanser Savaş Dairesi’nin kayıt ve erken tanı sistemi konusunda da bilgi veren Prof. Dr. Tuncer, “2002 yılı sonrasında kanser kaydına aktif olarak başlanmıştır, iki merkez akredite kanser kayıt merkezi olmuştur. Verilerimize göre yılda 100.000’de 200 yeni kanser vakası beklemekteyiz. Ama kalite kontrolleri nedeniyle son 2 yıllık veriler verilmektedir. 2005 verileri de 200 vaka olduğunu doğrulamaktadır. Bu da beş kıtadaki kanser insidansıyla önemli bir farklılık olmadığını ortaya koymaktadır. Beş yeni merkezin daha veri kalitesini yükseltmeye çalışıyoruz, böylelikle gelecek yıl 8 merkeze ulaşacağız. 11 merkezle kanser taramasına başladık, bugün erken tanıya yönelik olarak, 81 ilde 84 merkezimiz bulunmakta. Kanser Erken Tanı Merkezleri (KETEM) bu yıl gerçekleştirilen 950.000 pap smear taramasının %9’unu daha açılışının başında sağladılar. Amacımız bunu en az yarıya çıkarmaktır. Meme taraması açısından bakıldığında, 2007 de toplam 1.2 milyon meme taraması yapıldı, bunun da %10’unu biz taradık. Ben KETEM’de çalışan özverili arkadaşlarımızın hepsini kutluyorum” dedi.

Mezotelyomanın bütün ülkelerin sağlık sorunu olduğuna değinen Prof. Dr. Tuncer, buna karşılık insidansın ülkemizde yüzlerce kat fazla olduğunu vurguladı. Bu durumun  topraklardaki erionik ve asbeste bağlı olarak ortaya çıktığını söyleyen Tuncer, dünyada ilk kez ülkemizde bir yerleşim yerinin bu şekilde vatandaşa para ödetilmeden taşındığının altını çizdi. Atık yağlar konusunda da ciddi çalışmalar yürütüldüğünü, atık yağ ve benzin ÖTV’sinin aynı tutulduğunu, bunun değiştirilmesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Bir diğer önemli sorunun da elektromanyetik radyasyon olduğuna değinen Prof. Tuncer, “ABD’de 8-12 yaş çocukların %46’sı cep telefonu kullanmakta. Oysa International Journal of Oncology’de mayıs ayında yayınlanan bir çalışmada gliom riskinin iki kat, akustik nörinom riskinin iki kat arttığı gösterildi. Bu nedenle çevreden gelen tehlikelere karşı önlem almamız gerektiğini vurgulamak istiyorum” dedi.

Tuncer sözlerini şöyle tamamladı: “Kanser kontrolü bütün dünyada multidisipliner yürütülmekte. Türkiye Avrupa dahil kanserle ilgili birim olan az sayıda ülkeden birisidir. Başarılı kanser kontrolü, ancak kanser hastalarının desteklendiği, onların platform oluşturdukları bir yapıda yürütülmekte. European Coalition for Cancer Control, bunlardan biri. Ülkemizde de dernekler var, onlara destek olmak amacıyla Kanserle Savaş Daire Başkanlığı olarak bir platform oluşturduk, Çorum’dan, Muş’tan, Tokat’tan, İstanbul’dan, Ankara’dan, birçok yerden bir araya gelmekteler”.

Uluslararası Kanser Ajansı Başkanı Peter Boyle: “Bütün bilinen genetik

faktörler de dahil olmak üzere, çok daha spesifik ve dikkatli olmamız lazım”

Daha sonra söz alan Uluslararası Kanser Ajansı Başkanı Peter Boyle da kanser ve çevre konusunda bilgi verdi. “Bütün bilinen genetik faktörler de dahil olmak üzere, çok daha spesifik ve dikkatli olmamız lazım. Çevresel faktörler sadece kişisel kontrol sağlayabildiğimiz alanlarla ilişkili değil, insan aktivitelerinden de ortaya çıkabiliyor. Mesela endüstriyel emisyonlar buna neden olmakta. Bazen içme suyunu dezenfekte etmekte kullanılan ajanlar da buna neden oluyor” şeklinde söylerine başlayan Boyle, çevre tanımının tam olmamasının, insan ve deneysel çalışmaların yorumundaki farklılıkların net bir şey ortaya koyamadığını vurguladı. İstenmeden olan maruz kalmanın, eyleme geçmek için gereken çabayı zayıflattığına değinen Boyle, “Buna katılmayanlar çevrenin bilimsel yorumunun çok sert olmaması gerektiğini söylerler. Benim kişisel fikrim insanların çevresel nedenlere karşı korunmasıdır, belirsizlik varsa, girişilecek eylemlerin de politikacılara ait olacağını düşünüyorum” dedi.

Her yıl 12 milyon yeni kanser vakasının ortaya çıktığını söyleyen Boyle, bunun %1’inden kaçınılabilirse bile çok iyi bir sonuç olacağını vurguladı. “Asbest, hava kirliliği, mekanların içindeki radyasyon bunlardan bazıları. Fransa’da meclis komiteleri toplandı ve çevre ve hava kirliliği konusunda, ‘koku yayan bir şeyin kansere neden olduğunu’ söyledikler ki, bu da aslında gülünç bir durum. Maruz kalmayı ölçmek ve bunu kantifiye etmek çok zor, yüksek teknolojiler gerekmekte. Asbestoz Türkiye’de büyük bir problem, asbest akciğer kanserine neden olan doğal bir fiberdir. Çoğu mesleki maruz kalmayla ortaya çıkar, ama evde de bu malzemelerin degradasyonuna bağlı ortaya çıkar. Bir hesaplama yapıldığında Avrupa’da 500.000 kişinin bu şekilde maruz kaldığı ortaya çıkmaktadır. Bir meta-analize göre, mahallelerde ve evlerde, bütün anlamlı çalışmalar belirlendi, nispi risk ve güven aralığı hesaplandı, etyolojik fraksiyon hesaplanmaya çalışıldı. İlk Kanada çalışması, madenlerin 20 mil çevresindeki evlere baktı. Afrika, İtalya ve İngiltere’de endüstriyel kaynakların çevresi incelendi. Riskin 10 misli arttığı saptandı. Bu da Avrupa’da nüfusun %5’i anlamına gelmektedir. Asbestin bütün ticari formların karsinojenik. İngiltere’den gelen veriler, maruz kalmakla mezotelyoma gelişmesi arasında 40 yıl olduğu ortaya konmakta ki, bu daha birkaç yıl daha zirve olmayacağını göstermekte” diyen Boyle. “hava kirliliği bir diğer önemli problem, ikincisi mobil telefonlar. Bunların sonuçlarını karşılaştırmak zor, ama akciğer kanseri riskinin arttığı görülüyor, bu sigaraya atfedilemeyecek bir durum. Endüstrileşmiş ülkelerin nüfusunun %15-25’i hava kirliliğine maruz kalmakta. Ancak değişkenler çok fazla olduğu için kesin sonuç çıkarmak mümkün değil. Muhafazakar bir tahmine göre, nüfusun sadece %20’si düşük risk taşımakta. Buna göre Avrupa’daki akciğer kanserlerinin %6’sı hava kirliliğine bağlı, ancak diğer hiçbir kanserin hava kirliliğine bağlı olduğu gösterilemedi”.

Çevresel tütün dumanı önemli bir risk

Akciğer kanserinin %95’inin sigara kaynaklı olduğunun unutulmaması gerektiğini söyleyen Boyle, pasif içiciliğin de riski ciddi olarak artırdığını belirtti. İnsanlarda istenmeden sigara dumanına maruz kalmanın akciğerler için karsinojenik olduğunun kesinlik kazandığını söyleyen Boyle, buna karşılık meme kanseri açısından değerlendirildiğinde fark saptanamadığını, hatta İngiltere’de 1 milyon kadın incelendiğinde, 3.5 yıl takipte, 2500 meme kanseri saptanmasına karşılık anlamlı bir fark bulunamadığının altını çizdi. Buna karşılık çevresel tütün dumanına maruz kalmak astımdan ani çocuk ölümüne kadar pek çok şeye neden olmakta. AB’de çevresel tütün dumanı çok önemli bir neden olarak saptandı. Baba sigara içtiğinde lösemi ve beyin kanserlerinin de arttığı gösterildi. Riskler her ne kadar küçük olsa da birçok insanı etkilemekte.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ: “Kanser hastaları konusunda çalışanlara

özellikle teşekkür ediyorum”

Daha sonra söz alan Sağlık Bakanı Recep Akdağ “Halkın diliyle konuşmak gerekirse konunun en önemli tarafının tütün olduğunu biliyoruz. 2008’de Tütüne Karşı Ulusal Eylem Programı çerçevesinde bir kanun yaptık. Geriye dönük hatırlıyorum, toplumun büyük kısmının kabul ettiği eylemler başlattık. Temmuz 2009’dan itibaren barlarda, restoran ve kafelerde de sigara içilmesini yasaklayacağız. Aslında ‘yasak’ lafını da kullanmak istemiyorum, bu nedenle biz ‘dumansız hava sahası’ dedik. Açıkça görüyoruz ki, duman salanlar başka insanların haklarını alıyorlar. Ülkemizde akciğer kanseri oranı çok yüksek. Bundan sigara içmeyerek korunmanın büyük ölçüde mümkün olduğunu biliyoruz. İşyerlerinde göz ardı etmelere müsamaha etmeyeceğiz. Buna en başta devletin resmi dairelerinde uymamız gerekir. Herhangi bir çevresel etkene karşı tedbir aldığımızda olumlu etkiler onlu yıllarla ortaya çıkıyor. Kardiyovasküler etkiler bile uzun sürede olumlu etkilenecek. Bu programlar toplumdan gönüllü roller beklemekte” dedi.

Türkiye’de toplumun hastalık yükünün gelişmiş ülkeler boyutunda görülmeye başlayacağını söyleyen Akdağ, sağlık alanındaki diğer çalışmalarına da kısaca değindi: “Özellikle çocuk malnütrisyon sorununu ortadan kaldırdık. Yılda on binleri bulan kızamık, sıtma, tifo vakası vardı. Bunları Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla ortadan kaldırdık. 2001’de on binleri bulan vakalar yüzler seviyesine indi. Artık tıp fakülteleri öğretim üyeleri raşitik vaka gösteremiyorlar. Böylelikle biz de kanser, kardiyovasküler hastalıklar ve felçlere odaklandık. Çok pahalı çözümler yerine akıllı ve ucuz çözümler var. Önce kendimizi koruyacağız, sigara içmeyeceğiz, yanımızda içilmesine müsaade etmeyeceğiz. TBMM Başkanı Köksal Toptan milletvekillerine bile cezalar uyguladı. Doğru besleneceğiz, aşırı gıda tüketmeyeceğiz ve mutlaka hareket edeceğiz. Bizde alkol kullanımı Batı’ya göre zaten çok az. Bizim çocukluğumuzda ‘kanserden korkma, geç kalmaktan kork’ derlerdi. Biz KETEM’leri hazırlayacağız ve ücretsiz yapacağız. Meme, kolon ve serviks kanseri için tarama yapmak mümkün. içme suları konusunda da çok mesafeler aldık”.

Kanser hastaları konusunda çalışanlara özellikle teşekkür eden Bakan Akdağ, özel sektörden SGK aracılığıyla hizmet alınmasını sağladıklarını, kanserli hastalar konusunda ekim ayından itibaren ücret alınmaması uygulamasını getirdiklerini vurguladı. “Bu hususta hastaların ve yakınlarının hukukunu korumak için çok daha cesur olun” diyen Akdağ, sözlerini “Sivil inisiyatiflerin gelişmesi lazım. Yüzlerce sivil toplum kuruluşu bana geldiler, ama hastalarla ilgili talep gelmedi” şeklinde tamamladı. Kanser Hasta Dernekleri Platformu toplantı sonrasında Bakan Akdağ’a bir teşekkür plaketi sundular.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın