Cüzzamla savaşın “insan hakları” boyutu

Kas 04 2008 Published by under 3. Sayı

2008 verilerine göre ülkemizde hastalığın tamamen tedavi edildiği, topluma hiçbir zararı bulunmayan toplam 2500 hasta bulunmakta. Buna karşılık hastalığın toplum hafızasındaki hatalı yerleşimi, tedavi olmuş bu hastaların kişisel haklarını kısıtlar hale geldi.

Cüzzamla Savaş Derneği geçtiğimiz hafta cüzzamlı hastaların insan hakları konusunda bir çalıştay düzenledi. Novartis’in desteğiyle düzenlenen bu uluslararası çalıştayın liderliği de Cüzzamla Savaş Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan tarafından üstlenildi. Sonuç raporu olan “Tedavi görmüş lepralı (cüzamlı) hastalara karşı olan her türlü ayrımcılığın giderilmesi sözleşmesi” Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Banki Moon’a iletilmek üzere örgütün Türkiye temsilciliğine sunuldu.

Yakından izleyenleriniz çok iyi hatırlayacaktır, Türkiye’de cüzzam hastalığının kontrol altına alınması konusundaki çalışmalarının ciddiyet kazanması Prof. Dr. Türkan Saylan sayesinde olmuştur. Son 25 yılda Sağlık Bakanlığı ve Cüzzamla Savaş Derneği işbirliği ile Ulusal Lepra Kontrol Programı uygulanmış, Cumhuriyet döneminde kayıt altına alınan toplam on bine yakın hasta ev ev dolaşılarak taranmış, çifte kayıtlar, yanlış tanılar ekarte edilmiş, ailelerin diğer bireyleri enfeksiyon açısından kontrolden geçirilerek gerekli önleyici ya da tedavi edici çalışmalar yürütülmüştür. Zira lepra hastalığı ilerleyerek dış görünüşte yarattığı ürkütücü görüntüye karşılık, erken tanı konduğu zaman hiçbir sekel oluşmadan tedavi edilen, geç vakalarda bile bulaşıcılığın başarıyla önlenebildiği bir hastalıktır. Aslında hastalığa ilişkin en önemli sorun da, cildin acı hissinin ortadan kalkması nedeniyle ortaya çıkan yanma ya da yara gibi ikincil komplikasyonlardır.

Sözleşme lepralıların insan haklarını korumaya yönelik

2008 verilerine göre ülkemizde hastalığın tamamen tedavi edildiği, topluma hiçbir zararı bulunmayan toplam 2500 hasta bulunmakta. Buna karşılık hastalığın toplum hafızasındaki hatalı yerleşimi, tedavi olmuş bu hastaların kişisel haklarını kısıtlar hale geldi. Zaten Birleşmiş Milletlere iletilecek olan sözleşmenin temel maddeleri de buna yönelik. Bazı başlıkları aktarmakta yarar olduğuna inanıyoruz:

• Lepra hastalığına yakalanmış, tedavisini gören ya da tamamlamış hastaların sosyal, ekonomik, toplumsal yaşamlarına karşı taraf hükümetler haksızlıkların giderilmesini yasal olarak sağlamalıdır. Bu hastalara yapılan haksızlıklar konusunda yetkili ulusal mahkemeler etkin koruma sağlamalıdır.

• Mevcut yasalardaki haksızlığa zemin oluşturan unsurlar gözden geçirilerek değiştirilmelidir.

• Ders müfredatı içinde yer alan hatalı yaklaşımlar denetlenmeli ve gerekiyorsa değiştirilmelidir.

• Hastalık nedeniyle işten uzaklaştırılma durumunda, bu yanlış uygulamayı yapan işverene her türlü cezai yaptırım uygulanmalıdır.

• İşyeri açmak isteyen hastalara gereken destek verilmelidir, özgün projeler oluşturulmalı; ev, yapacak alan, su, elektrik, kanalizasyon gibi hizmetlerde de ivedi destek sağlanmalıdır.

Prof. Dr. Türkan Saylan’ı ve Novartis Vakfı’nı kutluyoruz

Toplantıya destek veren Novartis, cüzzam gibi pek çok sosyal sorumluluk projesinin dünya çapında destekliyor. Novartis Sürdürülebilir Kalkınma Vakfı 2000 yılından bu yana Afrika ülkelerinde ücretsiz ilaç desteğinde bulunuyor, 2010’a kadar sürdürülmesi hedeflenen bu proje aracılığıyla toplam 4.5 milyon hastaya erişilmesi hedefleniyor. Vakfın Cüzzamla Savaş Derneği ile olan işbirliği sadece Türkiye çerçevesinde değil. Prof. Dr. Türkan Saylan söz konusu projeyi uluslararası katılımla gerçekleştirdi. Sözleşmenin kabulü ve yürürlüğe girmesinin ardından, ülkelere tebliği sağlanacak ve sözleşme kapsamındaki konularda yetkin en az on kişiden oluşan “Lepra tanısı alan insanlara karşı her türlü ayrımcılığın giderilmesi komitesi” kurulacak. Biz de Türkan Saylan’ı, Cüzzamla Savaş Derneği’ni ve Novartis Vakfı’nı bu güzel girişimlerinden ötürü kutluyoruz.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın