Düşünün, çünkü biz bu Fakülte’yi sırlarla donattık!

Kas 20 2008 Published by under 3. Sayı

Dr. Yavuz DİZDAR

Sırlar sanıldığı gibi, ölüm döşeğinde kulaktan kulağa taşınmazlar! Sırlar zaten vardır! Bir gün biri onu aniden fark ediverir. Sırlar anlamı idrak edecek bilinç varsa görülür ve bilinir. Zira bakan görür, araştıran bulur ve okuyan bilir!

Lakin biz bunları çoktandır unuttuk, kendimizi bambaşka şeylerle avuttuk. Çünkü artık “kolaycılıktı” üslubumuz, varlığımız “nakit”le sınırlıydı. “Seçim” dediğimiz şey, “kaçış” üslubumuzun konulmamış adıydı.

Oysa bizi var eden “merdiven altında yatmaktan gururlu ‘inkılap’ ruhuydu”. Bu ruh ki, daha ölmeden “herkese teşekkür eden”, “nesli tükenmiş insan” soyuydu!

Şaşırmak yersiz, çünkü İstanbul Üniversitesi var etti onları! Yetmiş beş yılda varılan yer, heyhat bu olmamalıydı.

Su biter, orman yanar, telefonlar açılmaz. Hırs gözü kör etmişse, gerçekler pek seçilmez. Bu çöküş günlerinde, taciz bile mubahtır. Cesaret bir garabet, hiyerarşi esastır.

Duyarlılık bitince, bilim ütopya olur. Değişmemek esassa, kim yönetse ne olur? Bahaneye gerek yok, bu bizim seçimimiz. Gerilsek ne olur ki, biz zaten esnemişiz.

Üzülmek serbest olsa bile, unutulmuş son sırdır. Avluya terk edilen, “meçhul vatandaş”lardır.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın