Herkesin kendi kapısının önünü temizlemesiyle başlamalı değişim!

Mar 11 2009 Published by under 4. Sayı

Dr. Yavuz Dizdar

Devletlerin ve kurumların tarih sahnesine girişleri ve silinişleri değişen koşullara verdikleri yanıtla ilişkilidir. Ancak yanıt dediğimiz şey “adaptasyon” değildir. “Adapte olmak” verilebilecek yanıtların en kötüsüdür, can çekişmeye başladığımızın delili, çöküşün hazin öyküsüdür.

Bir zamanlar “sevksiz başvuru tamamdır” dediler, biz yanıt yaratmadık, sesimizi bile çıkartmadık, bugün bize gerçekten ihtiyacı olanları kapımızdan geri çeviriyoruz. Bir zamanlar “hasta başı şu kadardan fazlasını veremeyiz” dediler, biz başımızı salladık, ardından afalladık, bugün parasızlıktan sürünüyoruz. Ve şimdi “tam gün şahane” diyorlar, adapte ola ola esnemiş bu koca beden, değil sesini çıkartmak, artık kılını bile kıpırdatamıyor. Ev, iş ve muayenehane arasına sıkışmış ruhlara biçilen bedel, “hepsi dahil beş bin lira”.

“Gideriz buralardan (!)” feryatları yükseliyor; “adapte” seslerin sessiz iniltileri… Üstelik duyan da yok.

Oysa “gitmek teslim olmaktır!”

Doğru olduğunu bildiği şeyi söyleyemeyen korkaktır!

O halde, çaresiz değişeceğiz. Herkesin kendi kapısının önünü temizlemesiyle başlayacak o “muhteşem değişim”! Eski defterler kapanacak ardından, alacak verecek davaları bitecek. Kinler hanesine “aman unutulmasın” diye özenle düşülmüş notlar silinecek.

Buralara daha fazla zaman ayıracağız ki, öğrenciler yüzümüzü görecek. Asistanın elinden tutacağız ki, mesleğinin hakkını verecek. Ve belki birbirimizi sevmeyi bile yeni baştan öğrenebileceğiz.

Yükseğe tırmanmak çaba gerektirir. Tamam biraz daha fazla yorulacağız, para hırsına veda, bir müddet daha az kazanacağız. Ancak çalışmak “hak” getirecek, sesimiz yeniden yükselecek.

Üstelik arayıp da bulamadığımız mutluluk ve gurur gani olacak.

Çünkü biz değişirsek Zümrüdü Anka küllerinden doğacak!

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın