İlaç Ar-Ge’sinde Hacettepe Üniversitesi-Pfizer işbirliği

May 16 2009 Published by under 5. Sayı

Pfizer Türkiye Genel Müdürü Melih Memecan: “Bu bizim ülkemize olan bir borcumuz. Pfizer 155 yıldır ilaç konusunda bir şeyler yapmaya çalışıyor, Ar-Ge’ye en çok kaynak ayıran, insan sağlığını benimsemiş bir şirket olarak dünyada ve 55 yıldır da Türkiye’de bu ülkenin insanına sağlık getirmeye çalışıyoruz.”

 Pfizer ve Hacettepe Üniversitesi arasında imzalanan ve ilaç Ar-Ge’sine yönelik stratejik işbirliği sürecini başlatan “Kilit Stratejik Merkez” anlaşması sonrasında, iki kurum ilaç Ar-Ge’sinde işbirliği alanlarını aramak üzere çalışmalara başladı. Bu doğrultuda, Hacettepe Üniversitesi, Pfizer Türkiye ve Pfizer Global Ar-Ge merkezinden yöneticilerin katılımı ile 17-19 Nisan tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilen ‘Arama Konferansı’nda iki kurumun yetkinliklerini nasıl buluşturabilecekleri tartışıldı. Buluşma, Türkiye’nin sağlık araştırmaları alanındaki ağırlığını artırması hedefiyle, İlaç endüstrisi ve bilim dünyasını bir araya getiren ve ortak bir akıl yaratmak amacıyla yapılan örnek girişim olma niteliğini taşıyor.

Pfizer ve Hacettepe Üniversitesi’nin Mart ayı başında imzaladığı ve Hacettepe Üniversitesi’ni Pfizer’in tüm dünyada yürüttüğü Ar-Ge projeleri arasında öncelikli konuma getiren ‘Kilit Stratejik Merkez’ anlaşmanın ardından Pfizer, başlatılan bu işbirliğini somut adımlara dönüştürmek üzere girişimlere başladı. Bu kapsamda, 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya, The Marmara Otel’de gerçekleşen ‘Arama Konferansı’nda, Hacettepe Üniversitesi ve Pfizer arasında Ar-Ge ve inovasyona dönük bilimsel işbirliği sürecini pekiştirmek amacıyla iki kurumun yetkinliklerini nasıl buluşturabilecekleri tartışıldı.

Hacettepe Üniversitesi akademisyenleri, Pfizer Türkiye ve Pfizer Global Ar-Ge merkezi yöneticilerinin buluştuğu Arama Konferansı, Pfizer-Hacettepe işbirliğini somutlaştırmak üzere başlatılan bir girişim olmanın yanı sıra ülkemizin ilaç Ar-Ge potansiyelini geliştirmek adına önemli fikir alışverişlerinin yapıldığı bir platforma dönüştü. İki gün boyunca devam eden program kapsamında, akademik çalışmaları sektörün itici gücü olan ilaç endüstrisiyle birleştiren bu işbirliğinden yola çıkarak, Ar-Ge ve inovasyona dönük bilimsel işbirliği sürecini pekiştirecek açılımlar tartışıldı. Bilim dünyası ve endüstriyi buluşturan toplantı, bilim ve düşünceyi ülke ekonomisine kazandırmak amacıyla başlatılan örnek bir girişim olma niteliğini taşıyor.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Pfizer Türkiye Genel Müdürü Melih Memecan konuyla ilgili düşüncelerini şu sözlerle ifade ettii: “Pfizer Türkiye olarak Türkiye’de 1400’ün üzerinde çalışanımızla sağlık sektöründe hizmet vermekte ve Türk tıbbına sunduğumuz ürünlerin %83’ünü  Türkiye’de kendi tesislerimizde üretmekteyiz. Ülkeler için büyüme ve refahın en önemli kaynaklarından biri olan Ar-Ge faaliyetleri ülkemizde de gittikçe önem kazanmaktadır. 2002-2007 yılları arasında Ar-Ge yatırımı için yapılan harcamalar %119’luk bir artış göstermiştir. İçinde bulunduğumuz beş yıl içinde de yatırımların dört kat daha fazla artacağı öngörülmektedir. Bu öngörünün gerçekleşmesi yolunda dünyanın en dinamik ve yenilikçi sektörlerinde rekabet edebilen ve kazanabilen bir Türkiye yaratmak için, ülkemizde Ar-Ge ve inovasyon ortamının geliştirilmesi, buna uygun yatırım ikliminin oluşturulması çok önemlidir.

Alanında öncü kurumlardan biri olan Hacettepe Üniversitesi’ni Pfizer’in dünyada sayılı Kilit Stratejik Merkezler’inden biri haline getiren ve geçen ay imzaladığımız anlaşma, uzun ve zorlu bir yolun başıydı. O zaman bu anlaşmanın imzalanmasını bir ‘doğum’ olarak nitelemiştim. Şimdi artık bu işbirliğini, vatanımıza, milletimize hayırlı olacak şekilde geliştirerek büyüteceğimiz yetiştirme dönemine giriyoruz. Bu toplantı, bu dönemin ilk adımı olacak. Bu toplantının bu iklimin oluşturulmasına büyük katkı sağlayacağına ve ülkemizdeki ilaç Ar-Ge potansiyelinin açığa çıkarılması adına çok verimli geçeceğine inanıyorum.”

Pfizer Türkiye Genel Müdürü Melih Memecan Arama Toplantısı öncesi düzenlenen basın toplantısında ise şunları dile getirdi: “Bu bizim ülkemize olan bir borcumuz. Pfizer 155 yıldır ilaç konusunda bir şeyler yapmaya çalışıyor, Ar-Ge’ye en çok kaynak ayıran, insan sağlığını benimsemiş bir şirket olarak dünyada ve 55 yıldır da Türkiye’de bu ülkenin insanına sağlık getirmeye çalışıyor. Türkiye’ye güvenmiş, insanına inanmış, buradan insan yetiştirmiş bir kuruluş ve bundan da gurur duyuyor. Kendi alanında en iyisi olduğuna inandığımız Hacettepe ile işbirliğinden ortaya çıkacak sonuçları, nasıl bir 50 yıl önce bizim Türkiye’ye yatırımımız için kürek atanlar o günden bilemezse, bugünden bilemiyoruz”. Memecan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk bilim insanları bu araştırmaya doğrudan katılacak seviyeye geldi. Pfizer’in elde ettiği bir bilgi birikimi var, buradan bir şeyler üretmemiz gerekiyor. Önemli olan bilim insanlarının desteklenmesi, ülkenin ona destek vermesi. Bundan bir Nobel ödüllü bilim insanı çıkarsa çok mutlu oluruz. Bu araştırma sürecinden bir ilaç çıkmayabilir, ama bilim keşfedilir, tedavi yöntemleri keşfedilir. Önemli olan insanın vücudunu keşfetmek. Üniversitede bu yetenek, bizde de bunu ilaca çevirmek becerisi çok yüksek. Devletin yapacağı en önemli katkı inovasyonu teşvik edecek regülasyonları gerçekleştirmesi. Biz bilgimizi getieeceğiz, üniversiteler de bilgi birikimlerini ortaya koyacaklar, böylelikle Türkiye’den bilim adamı yetiştirmeye katkımız olur. Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü herkesin ilgisini çekiyor, sağlığa verdiğimiz değerden dolayı sağlığa olan harcamalarımız da artmalıdır.”

Toplantıda konuşan ve toplantının ilaç araştırması alanında farklı bilgi ve birikimleri buluşturması açısından önemli olduğunu belirten Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Erdener görüşlerini şu şekilde dile getirdi: “Kendi kulvarında lider olan iki kurumun başlattığı stratejik işbirliğinin iki kurum ve ülkemiz adına değer yaratacak şekilde nasıl değerlendirebileceğimizi tartıştığımız oldukça verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Deneyimlerimizi ve güveni ortak noktada birleştirdiğimiz konferansın, bilim dünyası ve endüstrinin beraber çalışabildiği ve her alanda katma değer sağlayabildiği bir çalışma ortamının yolunu açacağına inanıyorum.” Hacettepe Üniversitesi’nin daha önce de Mercedes ile otomotiv mühendisliği, Siemens’le nöroradyoloji sistemlerinin geliştirilmesine yönelik işbirliklerine gitmiş olduğunu vurgulayan Erdener sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastanenin JCI gibi en yüksek akreditasyona sahip olmak gibi bir farklılığı var, sağlık alanındaki bilimsel yayınlar itibarıyla Türkiye’nin önde gelen kurumlarından biri. Önemli olan araştırmanın bir sonuç doğurması, ürettiğiniz bilimsel çalışmanın makalenin ötesine geçebilmesi. Türkiye’de bilimi bilim insanları araştırmalarını bürokrasinin kalıpları içinde yapmak zorundalar, oysa bilim insanı özgür olmayı, aklından geçeni yapmayı ister. Onun kafasında uçuşan düşüncelerin bir yere varması her zaman mümkün olmuyor. Bu nedenle Pfizer gibi yüz yıldır bilimsel çalışmanın hep önünü açmış bir kuruluşun getireceği know-how’ın çok önemli getirisi olacaktır. Bu amaçla doğrudan Rektörlük’e bağlı bir laboratuar oluşturuyoruz, zira bilim insanlarının kendi laboratuarını adeta kucaklama, her şeyiyle benimsemek gibi bir özelliği de var ve çok fazla ortak olsun istemeyebiliyorlar. Bu nedenle bir mükemmellik merkezi planlıyoruz”. <<

——————-

“Kilit Stratejik Merkez” anlaşması nedir?

>> Bulunduğu ülkelerde, bilim dünyası ve Pfizer’in Ar-Ge alanındaki ortak çalışmalarını artırmak hedefiyle kurulan Pfizer Kilit Stratejik Merkezleri, işbirliği yapılan üniversitelerin ülke seviyesinde performansının artırılmasını amaçlamakta. Başlangıç çalışmaları ve kalite ölçümleme gibi konularda işbirliği yaptığı bölümün gelişimine katkı sağlayan merkezler, dünyanın diğer bölgelerinde yapılmış Ar-Ge çalışmalarından edinilmiş verilerin ve başarılı uygulamaların paylaşılmasına olanak sağlamakta. Üniversitelerdeki bilim adamları ile Pfizer’in sektördeki Ar-Ge birikimini ve tecrübesini birleştirirken, bilim dünyası ve sektör arasında sinerji yaratıyor.

 İlaç A-Ge’si konusunda bazı gösterge ve veriler

• PricewaterhouseCoopers’ın Dünya Ekonomik Forumu Davos Toplantısı’nda açıkladığı 12. Yıllık Küresel CEO Araştırması’na göre ilaç sektörü krizin olumsuz koşullarına rağmen Ar-Ge’ye devam edecek. İlaç ve biyo-teknoloji firmaları, yenilikçi ilaçlar geliştirmek için bu yıl da 100 milyar dolar civarında Ar-Ge ve üretim yapacak. Sektör firmalarının bu yatırımları, hem sektör hem de Türkiye için önemli fırsatları beraberinde getirecek.   

• Dünyada Ar-Ge harcamalarının ciroya oranına bakacak olursak, en yüksek oran %15 ile ilaç sektörüne ait.

• 2007 yılında dünyada 90 milyar dolar ilaç Ar-Ge’si için harcama yapıldı ve bu harcamaların %60’ını ilaç araştırması oluşturmakta. Türkiye’de ise 38 milyon dolar ilaç Ar-Ge’sine ayrıldı. Bu rakam toplam harcamanın 10.000’de 4’üne eşit.

• Bir molekülün keşfi ve ilacın geliştirilmesi 10-15 yıl sürmekte. İlacın piyasaya çıkartılmasında 1,3 milyar dolarlık maliyet söz konusu.

• 156 ülkede 60.000 adet klinik araştırma yapılırken Türkiye’de bu sayı Haziran 2008 itibariyle sadece 400.    

• Klinik araştırmaların dağılımında ilk sırayı %50,6 ile Kuzey Amerika almakta.  Her 1 milyon kişiye düşen araştırma sayısı Kuzey Amerika’da 191 iken, Türkiye’de 4’tür.

Türkiye’de Ar-Ge harcamaları

ve rekabet edebilen bir

Ar-Ge yasası

• 2002-2007’de Türkiye’de Ar-Ge’ye ayrılan yatırım giderleri %119 arttı.

• Ar-Ge’ye ayrılan paydaki büyüme hızı ile Türkiye dünyada 2. sırada yer almakta.

• 2004-2007 yılında Türkiye’nin Ar-Ge’ye ayırdığı bütçe  6 kat arttı ve bu bütçenin önümüzdeki 4 yıl içinde (2013’e kadar) 4 kat daha artması öngörülmekte.

• Dünyadaki yayın sayısı için yapılan sıralamada Türkiye 1990 – 2007 yılları arasında 41. sıradan 19. sıraya yükseldi. Bu yayınlara yapılan atıf sayısında da belirgin bir artış gözlemlenmekte.

• TUBITAK ARBIS sistemine kayıtlı yaklaşık 50000 araştırmacıdan %9’u yaşam bilimleri ve eczacılık alanında çalışmalar yapmakta.

• Türkiye’de 2008 yılında yürürlüğe giren Ar-Ge Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile sağlanan teşvikler, Dünyada rekabet edebilecek düzeyde.

• Türkiye’nin sağladığı bu yeni avantajların dikkate alındığı en güncel OECD tablosunda, diğer ülkeler arasında Türkiye’nin ilerlemesi görülmekte.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın