İstanbul Üniversitesi Platformu: Kurucu özün romantik tezahürü…

Mar 04 2009 Published by under 4. Sayı

Platformun amacı, üniversite konusunda birikimi olan ve bu konudaki arayışa katılmak isteyen öğretim üyelerini dayanışma ve katılım zemininde bir araya getirmektir.

İstanbul Üniversitesi Platformu’nun kuruluş çalışmaları 2008 Ocak ayının bir salı günü İstanbul Üniversitesi’nin geleceği konusunda kendilerinin de sorumluluk sahibi olduğunu hisseden üç kişinin bir araya gelmesi ile kendiliğinden başladı. Bu sorumluluk duygusunun gerekçesi, yaklaşan rektör seçimleri ya da yönetim değil, sadece “işlerin iyi gitmemekte” olduğuydu. Hastalar dertlerini anlatacak kimse bulmakta zorlanıyor, her mezuniyet töreninde dile getirildiği gibi, öğrenciler öğretim üyelerinin bazen yüzünü bile göremiyor, Maliye’den alacaklar konusunda sıkıntı yaşanıyor, duyarlılık sahibi kesimin oranı ise giderek azalıyordu.

Bunun üzerine Üniversite camiasından hızlıca erişilebileceklere çağrıda bulunularak 21 Ocak 2008’de İstanbul Üniversitesi Baltalimanı Sosyal Tesisleri’nde ilk toplantı gerçekleştirildi. İkinci ve üçüncü toplantılar ise 17 Mart ve 28 Nisan 2008 tarihlerinde, ulaşım konusunda yaşanabilecek sıkıntılar dikkate alınarak İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Sosyal Tesisleri’nde yapıldı. Toplantılara kimlerin davet edileceği tamamen tesadüfi ve eski tanışıklıklar çerçevesinde belirlendi. Çok kısıtlı bir hazırlık dönemi bulunduğundan, böyle bir çalışma grubu oluşturmakta önceden de deneyimi olduğu bilinen ve erişilebilen arkadaşlarımız toplantıya özellikle davet edildi. Toplantılara katılmak konusunda istekli olabilecekleri halde duyuru almamış olanlardan özellikle hoşgörülü olmaları dileğinde bulunuldu. Sekretarya oluşturuldu.

Gerçekleştirilen toplantıların ortak sonucu, camiamızda “üniversitenin geleceği ve rektörlük seçimleri konusunda temel bir duyarlılığın olduğuydu”. Bu durum, başlangıç açısından anahtar özellik taşımaktaydı. Ne var ki önemli olan bu duyarlılığın üniversite geneline genişletilmesi ve seçim sonrasında da sürdürülmesiydi. Zira, sonrasında Platform adını alacak bu grubun amacı daha başından itibaren üniversitenin içinde bulunduğu atıl yapıdan çıkarılması idi, hiçbir zaman “aday desteklemek” kolaycılığına kaçılmayacağı en baştan karara bağlandı. Toplantılara katılan arkadaşlarımızın bu konudaki önerileri destek görmedi, Platform’un kendi içerisinden bir aday çıkartmasının da yanlış olacağının altı çizildi. Düşünceleri bu yönde olmayan arkadaşlarımız zaten daha sonraki toplantılara katılmadılar. Ne var ki hayli tartışmalı geçen bu toplantılarla, üniversitenin geleceği konusundaki beklentiler bir çerçeve halini aldı. Dahası seçim sonrasında da Platform’un mevcudiyetini koruması ve İstanbul Üniversitesi’nin geleceğine yönelik çalışmaları sürdürmesi konusunda görüş birliğine varıldı.

Bu toplantıların başlangıç adı “İstanbul Üniversitesi Çalışma Grubu” idi. Üçüncü toplantıda bir arkadaşımızın teklifi üzerine, “İstanbul Üniversitesi Platformu” olarak değiştirildi. Platform’un bu üç toplantısının tutanakları da tutuldu ve hakları alınan web adresinde yayınlanmak üzere arşivlendi.

İstanbul Üniversitesi Platformu Deklarasyonu

Platform ilk üç toplantının ardından Fakülte’nin birinci sayısında yer alan “Deklarasyon”u kaleme aldı. Ardından çalışmalar konusunda Rektör Mesut Parlak’a bilgi verildi. Deklarasyon metni görüşüne sunuldu, yazıldığı biçimiyle aynen onayladı ve başarılar diledi. Deklarasyon’da özetle şunlara değinilmekteydi: “Ülkemizin ilk ve en büyük üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’nin bugün içinde bulunduğu durumu kabul etmek mümkün değildir. Üniversitemiz öğretim üyelerinin bu olumsuzlukların aşılmasında, kurumsal beklentilerini kişisel beklentilerinin önüne koyarak bir arayış içinde oldukları konusunda şüphe duyulmamalıdır. Beklentileri değerlendirmek ve gelişmeleri izlemek amacıyla biz bir grup öğretim üyesi hiçbir kişisel beklenti içinde olmaksızın, üniversitemiz geleceğinin arayışı içinde kendiliğinden bir araya gelerek bir çalışma platformu oluşturduk.

Platformun amacı, ülkemiz ve üniversitemizin geleceğinden endişe duyan, üniversite konusunda birikimi olan ve bu konudaki arayışa katılmak isteyen yana öğretim üyelerini dayanışma ve katılım zemininde bir araya getirmektir. Zira İstanbul Üniversitesi öğretim üyeleri, yükseköğretim camiası tarafından her zaman dikkatle izlenmekte ve olumsuz koşulların aşılmasında seçtikleri yöntem örnek alınmaktadır.

“Platform” bütün öğretim üyelerinin katılımını beklemektedir. Çalışmaların üç temel kriteri bulunmaktadır: Saydamlık, katılımcılık ve dayanışma. Platform öncelikle bugüne kadar yaşananları dikkatle değerlendirerek “nasıl bir üniversite istiyoruz?” sorusunun yanıtını bulmaya çalışacaktır. Platform seçim sonrasında da varlığını koruyacak ve İstanbul Üniversitesi konusundaki çalışmalarını sürdürecektir”.

Tanım ve Bildirge’nin hazırlanması ve imzalanması

Platform’un ilk üç toplantısı sonrasında bazı arkadaşlarımız “aday desteklenin daha doğru olacağını” belirterek ayrıldılar. Bazı arkadaşlarımız ise hareketi “romantik” olarak nitelendirip ufkunu iyice derinleştirdiler. Buna karşılık yedi kişi “5 Haziran 2008″ tarihinde İstanbul Üniversitesi Baltalimanı Sosyal Tesisleri Mavi Salonu’nda bir toplantı daha gerçekleştirerek ilk üç toplantıda ortaya çıkan düşüncelerden hareketle Kuruluş Tanımı’nı (“kendini” oluşturan düşünce yapısı) ve Kuruluş Bildirgesi’ni (“amaç”) kaleme aldılar ve imzaladılar. İşte Platform, İstanbul Üniversitesi’nin “kurucu özünden” yeniden filizlenerek romantik biçimde böylece “kurulmuş” oldu.

İstanbul Üniversitesi Platformu kuruluş ilkelerine sadık kalarak, seçim sürecine hiçbir zaman müdahil olmadı. Seçim sonrasındaki görev dağılımında da elbette hiçbir etkisi bulunmadı, ama “akıl” hep ortak yolu bulduğunu gösterdi. Ne zaman ki, süreç tamamlandı ve taşlar yerine oturdu, İstanbul Üniversitesi Platformu da varlığını sürdürdüğünü yeniden hatırlattı:  “Romantizm esastır, ancak artık çalışmak zamanıdır!”.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın