İstanbul Üniversitesi’nin erken dönem öyküsü

Eyl 05 2009 Published by under 6. Sayı

“İstanbul Okulu” 

Roma döneminin en önemli okullarından biri İmparator Constantinus (MS 324-337) tarafından kurulmuş olan İstanbul’da bulunuyordu. Roma’nın ikiye ayrılması dolayısıyla Bizans’ın başşehri olan İstanbul’da İmparator bir yüksek okul kurmuş ve bu okula Atina’dan, yanı sıra Afrika ve Suriye eyaletlerinden hocalar getirtmişti.

 İstanbul Üniversitesi’nin başlangıç tarihi konusundaki veriler kısıtlıdır. Buna karşılık, sabırlı bir araştırması yapılması durumunda, ilk kuruluş öyküsüne ilişkin veriler elde etmek mümkündür. 1933 Reformu ile İstanbul Üniversitesi adını alan bu kurum, devrin “yüksek okul” özellikleri içerisinde ilk kez MS 425’te oluşturulmuştur. İstanbul 1453’te fethedilmesinin ardından, Fatih Sultan Mehmet o devrin okulunu tahmin edilebileceklerin çok ötesinde geliştirdi. Fakülte’nin ikinci sayısında da ayrıntısıyla anlattığımız gibi, imparatorluğun çeşitli bölgelerinden yaklaşık bin bilim adamı, filozof ve sanatçının İstanbul’a yerleşmesini sağladı. Fatih Sultan Mehmet, tıp hizmetlerinin de ücretsiz olarak verilebilmesi amacıyla vakıflar kurdu.

Roma döneminin en önemli okullarından biri İmparator Constantinus (MS 324-337) tarafından kurulmuş olan İstanbul’da bulunuyordu. Roma’nın ikiye ayrılması dolayısıyla Bizans’ın başşehri olan İstanbul’da İmparator bir yüksek okul kurmuş ve bu okula Atina’dan, yanı sıra Afrika ve Suriye eyaletlerinden hocalar getirtmişti. “… Jerome kroniğine göre (MS 360-362) gramer bilgini Evanthius ölünce Afrika’dan Charisius onun yerine getirilmişti…” Diğer bazı araştırmacıların da doğruladığı gibi onun zamanında bir yüksek okul kurulmuş, devletin yönetimi için gerekli hukuk çalışmalarının yapılabilmesi için de daha o zaman bir hukuk bölümü eklenmiş olabilir. O zamanki eğitime göre, yüksek okullar din konulu veya laik olanlar diye ikiye ayrılıyordu. Laik olanlardan hekim, hukukçu ve devlet adamı yetişiyordu. Bu okullarda edebiyat, felsefe ve çeşitli bilimler okutuluyordu. F. Fuchs’un verdiği bilgiye göre, o sırada genel eğitim veren bir okuldan (skole Ton Romaion) sonra hukuk okuluna (skole Ton pragmaticon) gidilir ve buradan avukat (skolastikos) olarak çıkılırdı. Bu bilginin ışığında Doğu Roma İmparatorluğu’nda devlet memurluğu yapabilmek için felsefe, retorik gibi önemli konular yanında hukuk öğreniminin de gerekli olduğu anlaşılıyor.

İlk üniversitede 10 Grekçe,

10 Latince gramerci; 5 Grekçe,

3 Latince hitabet hocası, bir

filozof ve iki hukukçu ders verdiler

MS 425 yılında İstanbul’da Büyük Konstantinos zamanından beri mevcut olan yüksek okulun genişletilmesi ve yeniden organize edilmesi suretiyle yeni bir üniversitenin kurulmuş olması, güçsüz bir imparator olan Thedosius II’un (MS 408-450) güçlü karısı İmparatoriçe Athenais-Eudokia’nın girişimleriyle ilişkilidir. İmparatoriçe Athenais-Eudokia, Atina’da bir hitabet profesörünün kızıdır. İmparatoriçe bütün yaşamı boyunca doğduğu şehir Atina’nın aydınlık ülküsüne sadık kalmış, hem dünyevi şiirler hem de ilahiler yazan bir kişilik sergilemekle Bizans’ta (İstanbul’da) Hıristiyanlığın antik kültür ile yan yana beraberce yaşamış olmasının canlı bir örneğini oluşturmuştur. Devletin en önemli kültür merkezi olan İstanbul Üniversitesi’nde 10 Grekçe, 10 Latince gramercisi, 5 Grekçe, 3 Latince hitabet hocası, bir filozof ve iki hukukçu ders vermekte idiler.

İstanbul’da bulunan bu yüksek okul, Büyük Doğu Roma İmparatorluğu’nun merkezinde bulunduğu için resmi dil olarak Latince eğitimi veriyordu. MS 425 yılında İmparator II. Theodosius yüksek okul kurulmasını emreden bir dictum yayınladı. 27 Mart 425’te açılan bu yüksek okul II. Theodosius’un eşinin desteği ile bir hukuk bölümüne de kavuşmuştu. Okulun adı “Auditorium” olarak belirlenmişti. Daha önceki kesin yeri bilinmeyen bu yüksek okul, İmparator II. Theodosius zamanında Beyazıt Meydanı civarındaki Forum Tauri  (Merkez Kampus’un bugünkü ana kapısı) veya Sultanahmet Meydanı’ndaki Ayasofya yakınlarında kurulmuştu. Beyazıt’taki Forum’da yüksek okul bölümleri, Portico’da da felsefe ve hukuk bölümlerinin yer aldığı sanılıyor. II. Theodosianus zamanında, Augustaeum’da Senato’nun da içinde bulunduğu meydan ile Ayasofya Kilisesi arasında yer alan ve oktagonal bir yapıya sahip olduğu bilinen yüksek okul, kütüphanesi ile birlikte sarayın yakınlarına aktarılmıştır. 475 yılında çıkan bir ayaklanma ile zarar gören okul ve kütüphanesi daha sonra Zeno zamanında yeniden düzenlenmiştir.

İmparator Justinianus zamanında hukuk okulunun kürsü sayısı onaylanarak hocaların sayısı da dörde çıkartılmıştı. Bu dönemin önemli hocaları hukukçu ve devlet adamı Trebonius ile birlikte Corpus İuris üzerinde çalıştığı bilinen Kratinos, aynı görev için Beyrut’tan çağırılan Dorotheus, ayrıca Thelelaios, Anatolios ve Isıdorus gibi Beyrut ya da İstanbul’da çalışmış oldukları ayırt edilmeyen kişilerdir. Justinianus döneminin sonunda ise Stephanos Antikensor ve Johannes Kobidas ders veren ünlü hocalardır. Devrin hocaları okul dışında da dersler verebildikleri gibi, yabancı misafirleri evlerinde konuk etmek, yarışlara hayvan sokabilmek gibi zamanın anlayışı gereği bütün yetki ve ayrıcalıklara sahiptir.

Avrupa Hukuku’nun kökeni İstanbul Üniversitesi’dir!

İmparator Justinianus, kendisinden önce Roma Hukuku öğreten hocalardan Gaius’un (MS 110-180) “Institutiones” adlı ders kitabını temel alarak günün koşullarına uygun yeni bir “Institutiones” hazırlattı. Theophilus ve Dorotheus gibi değerli hukuk bilginlerini, Trebonianus’un başkanlığında görevlendirerek 21 Ekim 533 tarihinde çıkartılan bir emirname (imperatorium) ile hukuk öğrenmek isteyen gençlere okutulmak üzere “Iustitutinoesi” yayınlattı. Bu eser Gaius’un “Institutiones” ve “Res Cottidianae” adlı eserleri ile klasik Roma Hukuku eserlerinden yararlanarak hazırlanmıştı. İmparator Justinianus “Iustitiones” dışında emirname toplayan Codex Iustiniani (529), klasik bilimsel hukuk kitaplarındaki konuları içeren “Digesta” veya “Pandectae” (533) ile kendi icraatı sırasında çıkarttığı emirnameleri toplayan “Noellae” adlı hukuk ve yasa kitaplarını da yayınlatmıştır. Ayrıca Digesta’nın nasıl okunacağını gösteren Omnem adlı eser de bunlara eklenebilir (2).

Yeni çıkartılan yasalar zamana uygun olarak hazırlatıldığından olabilecek zorluklar önlenmiş oluyordu. Yeni yasalara göre hazırlanan eserler, Ortaçağ sonlarında “Corpus Iuris Civilis” halinde toplanarak önce Roma Hukuku için, daha sonraları da Avrupa hukukunun temelini oluşturdular. İstanbul’da kurulan laik yüksek okulların ve bunlara ilaveten eğitim veren hukuk okullarının etkileri böylece günümüze kadar gelmiştir. Bu bakımda İstanbul eski zamanlardan itibaren kesintisiz eğitim ve öğretime devam eden okul ve yüksek okullarıyla geniş çevrelere etkisini hissettirmiştir. Özellikle İstanbul’dai ünlü hukukçu hocalar sayesinde hazırlanan eserler Avrupa’da da etkisini sürdürmekle İstanbul’u adeta modern, laik hukukun merkezi konumuna getirmiştir.  <<

(Kaynak: Küken G. İlkçağda eğitim felsefesi. Alfa Yayınları, 2003, s: 568-71)

——————-

Avrupa Hukuku’nun temeli: Corpus luris Civilis

İmparator I. Justinianos’un tahta çıktığı tarih olan MS 527 yılından, ölüm tarihi olan MS 565 yılına kadar geçen süre, Justinianos Dönemi olarak bilinir. İmparator Justinianos tahta çıktığında, Roma Devleti her bakımdan zayıflamış ve güç kaybetmişti. Topraklarının çoğunu kaybetmiş, askeri alanda başarısızlıklara uğramış, ekonomik ve kültürel alanda gerilemiş bir devlet vardı. Justinianos, devleti içine düştüğü bu zor durumdan kurtarabilmek için uzun bir mücadeleye girişti. Zaferlerle sonuçlanan savaşlarla, kaybedilen toprakların bir kısmını yeniden kazandı. Siyasi birliği tesis etti. Bayındırlık işlerine ağırlık vererek yollar köprüler ve kiliseler yaptırdı. Ayasofya günümüze kadar gelen en önemli eseridir.

Dini ve siyasi birliği önemli ölçüde gerçekleştiren Justinianos, hukuk alanında da reform yapmak, eski Roma Hukuku’nu yeniden canlandırarak hukuk birliğini de sağlamak istiyordu. Bu amaçla Corpus Iuris Civilis adı verilen meşhur eseri hazırlattı. Justinianos’un yaptığı işlerin pek çoğu onun ölümüyle birlikte sona erdiği halde, Corpus Iuris Civilis günümüze kadar intikal etmiş önemli bir eserdir. Aslında İmparator Justinianos ününü, bu esere borçludur. Zira, Klasik Dönem Roma Hukuku hakkındaki bilgilerimiz önemli ölçüde Corpus Iuris Civilis’e dayanmaktadır. Roma Hukuku’nun Avrupa’yı etkilemesi bu eser sayesinde olmuştur. Corpus Iuris Civilis’in dört bölümden oluştuğu söylense de Justinianos bu derlemeyi üç bölüm (Institutiones, Digesta (Pandectae) ve Codex) olarak tasarlamış ve dördüncü bölüm (Novellae) derlemeye Ortaçağda eklenmiştir.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın