Konjuge Pnömokok Aşıları: Geleceğe Uzanan Köprü

Mar 08 2009 Published by under 4. Sayı

PVC7’nin ülkelerin rutin aşılama programlarına eklenmesi ile birlikte bebek ve çocuklarda menenjit, meningokoksemi ve zatürree gibi pnömokok enfeksiyonlarının görülme oranlarında önemli düşüş sağlandı.

Avrupa ve Türkiye’de 250’nin üzerinde sağlık uzmanı dünya çapında beş yaş altı çocuklar arasında aşı ile önlenebilir birincil ölüm sebebi olan pnömokok hastalıklarından, bebek ve çocukların korunmasını tartışmak üzere bir araya geldi. İstanbul’da düzenlenen “Konjuge Pnömokok Aşıları: Geleceğe Uzanan Köprü” başlıklı zirvenin ana konusu dünya çapında pnomokok hastalıklarının büyük bir bölümüne sebep olan yedi serotipe karşı koruma sağlayan konjuge pnömokok aşısı PCV7 ile mümkün olan en kısa sürede aşılamaya başlanmasının gerekliliği ile gelecekte 19A gibi görülme sıklığı giderek artan ve ölümle sonuçlanan hastalıklara karşı geniş kapsamlı korumayı hedeflemenin önemi idi.

PVC7’nin ülkelerin rutin aşılama programlarına eklenmesi ile birlikte bebek ve çocuklarda menenjit, meningokoksemi ve zatürree gibi pnömokok enfeksiyonlarının görülme oranlarında önemli düşüş sağlandı. Bu amaçla geliştirilen aşı PVC7 bütün dünyada 90’dan fazla ülkede ve bugüne kadar 200 milyon dozdan fazla uygulandı. PVC78 halen 20’si Avrupa ülkesi olmak üzere toplam 30 ülkenin ulusal aşı takviminde yer almakta. DSÖ, pnömokok hastalıklarının sık görülmesi ve kanıtlanmış aşı etkinliğini göz önünde bulundurarak PVC7’nin dünya çapında ulusal aşı takvimlerine öncelikli olarak dahil edilmesini önermekte. Buna karşılık PVC7’nin düzenli kullanımı sonrasında pnömokok hastalıklarının görülme oranının azalmasına karşılık, özellikle 19A serotipi gibi ölümle sonuçlanabilen ve genellikle antibiyotiklere dirençli serotiplerin Avrupa ve dünyanın diğer bölgelerinde görülme sıklığı arttıkça, pnömokok hastalıkları çocuklar için tehdit oluşturmaya devam etmekte.

Wyeth Pharmaceuticals Başkan Yardımcısı ve Aşı Birimi Başkanı Jim Connolly, “Wyeth, pnömokok hastaklıklarının ağır etkilerine karşı bugünkü ve gelecek nesilleri korumaya yönelik çalışmalarına devam etmekte kararlıdır. Bu alandaki önde gelen uzman ve hekimleri bir araya getirerek, bilgi ve görüş alışverişine ortam sağlanması ve pnömokok hastalık yükünü azaltmanın en iyi yollarını araştırırken rehberlik etmesi bakımından bu zirveyi kararlılığımızın bir göstergesi olarak görmekteyiz” şeklinde konuştu. Zirvede en sık görülen 13 pnömokok serotipine karşı geliştirilen yeni aşı konusunda da bilgiler verildi. Yeni aşının içerdiği serotiplerden yedisi (4, 6B, 9V, 14, 18C, 19F ve 23F) PVC7’de de yer almakta. Buna karşılık aşıya eklenmiş olan diğer altı (1, 3, 5, 6A, 7F ve 19A) serotip, bu yedi serotipin neden olduğu hastalıkların dışında kalan ağır pnömokok hastalıklarına karşı geliştirildi. Dört farklı faz III çalışma sonucunda elde edilen veriler, halen araştırma aşamasında bulunan 13 değerli konjuge pnömokok aşısının (PVC13) bebek ve çocuklarda pnömokok hastalıklarına karşı çok daha geniş kapsamlı bir koruma sağladığını gösterdi.

Bu dört çalışma, PVC13 ruhsat başvurusunu desteklemek üzere yürütülen klinik deney programındaki 13 ana faz III çalışması arasında yer almakta. Genel sonuçlar PVC13’ün PVC7’de de yer alan yedi serotipten kaynaklanan hastalıkların önlenmesinde PVC7 kadar etkili olabileceğini ve diğer altı serotipten kaynaklanan hastalığı da önleyerek daha kapsamlı bir koruma sağlayabileceğini gösterdi. Sonuçlar ayrıca PVC13 ile PVC7’nin güvenlilik ve tolerabilite bakımından birbirine benzer olduğunu ve PVC13’ün eş zamanlı alınan pediyatrik aşılara verilen bağışıklık yanıtını etkilemediğini gösterdi. Veriler ilk olarak Ekim 2008’de Washington’da düzenlenen Antimikrobiyal Ajanlar ve Kemoterapi konferansı (ICAAC) ve Amerikan Enfeksiyon Hastalıkları Derneği’nin birlikte düzenledikleri yıllık toplantıda sunuldu.

Wyeth Aşı Birimi Uluslararası Bilimsel ve Klinik Faaliyetler Başkan Yardımcısı Dr. Bernard Fritzell yaptığı değerlendirmede “Bu sonuçlar Wyeth’in halen araştırma aşamasında bulunan 13-değerli konjuge pnömokok aşısının daha kapsamlı bir koruma sağlayarak bu alanda halen karşılanmamış bir ihtiyacı karşılama potansiyelinin olduğunu göstermiştir. Pnömokok hastalıklarının bilinen prevalansı göz önüne alındığında, geliştirilmekte olan bu aşının dünya çapında bebek ve çocuklarda görülen invazif pnömokok hastalıklarının yüzde 92’sini kapsama potansiyeli bulunduğu anlaşılmaktadır” dedi.

Wyeth aşının pediyatrik kullanımı için yaptığı izin başvurusunu Avrupa’da 2008 yılı sonunda, diğer ülkelerde ise 2009 başında yapmayı planlamakta. 13-değerli konjuge pnömokok aşısının yetişkinler üzerindeki faz III klinik deneyleri ile ilgili çalışmalar halen sürmekte ve izin başvurusunun 2010’da yapılması planlanmakta.

PCV 7 konusunda bilgiler

PCV7 non-toksik difteri proteinine konjuge edilmiş saflaştırılmış yedi Sretptoccus pneumoniae kapsül sakaridinden yapılmaktadır. Aşı infantlarda uyluk, küçük çocuklarda ise koldan kas içerisine uygulanır. Aşının içerdiği yedi serotip ABD’de 6 yaşından küçük çocuklarda görülen pnömokok hastalıklarının %80’inden sorumludur; aynı serotipler Avrupa’da 2 yaşın altındaki çocuklarda %54-84, 2-5 yaş arasında ise %62-83 olarak saptanmıştır.

PVC7’nin ABD’de rutin aşılama programına dahil edilmesinin ardından infant ve 5 yaştan küçük çocuklarda invazif pnömokok hastalıklarında %98 düşüş kaydedildi. Hastalığın çocuklarda erişkinlere taşındığı dikkate alındığında, aşılanmamış 50 yaş ve üzeri erişkinlerde de hastalıkta %55 azalma saptandı. Bu konuda devam eden araştırmalar (CDC Takip Sistemi verileri) başta 19A olmak üzere aşıda bulunmayan bazı serotiplere bağlı hastalıklarda artış olduğunu göstermesine karşılık, invazif pnömokok hastalıklarında büyük bir düşüş saptandı. İngiltere’deki Sağlık Koruma Ajansı’nın son verileri PVC7’nin 2006’da İngiltere’de kullanıma girmesinin ardından 300’den fazla çocuğun menenjit, septisemi ve ağır pnömoni gibi hastalıklardan korunduğunu gösterdi. Bu 300 vaka içerisinde ise 17 çocuğun ölmüş olabileceği ve yaklaşık %30’unda da kalıcı sakatlık gelişmiş olabileceği hesaplanmakta. PVC7’nin 2003’te Fransa’da kullanıma girmesinin ardından 1 yaşından küçük çocuklarda (en rtiskli grup) pnömokok menenjitinde %36.5, 2 yaşın altındaki küçük çocuklarda pnömokok menenjitinde %35 düşüş ve 1 yaşın altındaki pnömokok bakteriyemisinde %16 düşüş saptandı. İsviçre’de 2006 yılı başından bu yana bireysel tercih olarak önerilen aşının PVC7’de bulunan serotiplerinde %58 ve genel invazif pnömokok hastalıklarında %32 düşüş saptandı. Pnömokok enfeksiyonlarındaki azalma Danimarka, Almanya ve Norveç’ten elde edilen verilerle de doğrulandı.

İnvazif olmayan pnömokok hastalıklarındaki azalma

PCV7’nin rutin kullanıma girmesiyle birlikte yapılan analizler bütün pnömoni nedenleri ve pnömokok pnömonisiyle hastaneye yatış oranlarında anlamlı düşüşler olduğunu ortaya koydu. Hastaneye yatışların 2 yaş altında %58 oranında azaldığını ve sebebe bakılmaksızın pnömoni nedenli hastaneye yatışların da yine aynı yaş grubunda %52 azaldığı ortaya konuldu. Diğer bir analizde ise 2  yaşından küçük çocuklarda sebebe bakılmaksızın pnömoni nedeniyle hastaneye yatış oranının %39 (yaklaşık 41.000 yatış) azaldığını ortaya koydu. Buna paralel olarak aşılanmamış bir grup olan 18-39 yaş erişkinlerde sebebe bakılmaksızın pnömoni nedenli hastaneye yatış oranlarında %26’lık düşüş görüldü. Bir diğer çalışmada aşının ABD’de kullanıma girmesinden itibaren 2 yaşından küçük çocuklarda orta kulak iltihabı oranlarında %28 ve basınç dengeleyici tüp takılmasında %23 azalma görüldüğü belirlendi. PVC7’nin kullanıma girmesiyle birlikte akut orta kulak iltihabı nedeniyle ayaktan yapılan kontrol oranları %43 ve antibiyotik reçetelemesi %42 azaldı.

Aşının ABD’de kullanıma girmesinin bir diğer etkisi de antibiyotiğe dirençli pnömokok hastalığında düşüş olarak ortaya çıktı. Antibiyotiğe dirençli invazif pnömokok hastalığı aşı serotipleri için %98, bütün serotipler için %81 azaldı. Buna ek olarak 65 yaş üzeri erişkinlerde bütün serotipler için antibiyotiğe dirençli invazif pnömokok hastalığı oranları %49 düştü.

Almanya’da PVC7 üzerine yapılan bir maliyet etkinliği analizi PVC7 ile yapılacak genel aşılamanın her yıl yaklaşık 232.000 pnömokok enfeksiyonunu ve 1879 prematür ölümünü önleyebileceğini gösterdi. Bu analiz direkt maliyet tasarruflarının da aşı maliyetine 1:1.6 üstün olduğunu kanıtladı. Buna ek olarak ABD’de yapılan bir farmakoekonomik değerlendirmede, rutin PCV7 kullanımının sadece invazif pnömokok hastalığından korumakla kalmayıp, aynı zamanda hasta ve ödemeyi yapan kişi açısından da sağlık bakımı maliyetini düşürdüğünü kanıtladı. Bu değerlendirmede PVC7’nin 2000-2004 yılları arasında aşılanan çocuklardaki koruyucu etkinliği ve aşılanmayan çocuklardaki simülasyonla saptanan maliyet karşılaştırıldı. Aşının toplumsal maliyet etkinliği kurtarılan yaşam yılı başına 112.000 dolardan, kurtarılan yaşam yılı başına 7500 dolara ulaştı (%93’lük iyileşme). Aşılanan her çocuk başına net maliyet 91 dolardan 43 dolara düştü (%53 düşüş).

ABD’de PVC7’nin kullanılma girmesinden beri sebebe bakılmaksızın pnömoni ve pnömokok pnomonisinden dolayı hastaneye yatış ve veya ayaktan tedavi oranlarındaki düşüşü değerlendirmek amacıyla yapılan bir analizden elde edilen bulgular, tıbbi bakım maliyetlerinde de düşüş sağlanabileceğini göstermekte. İki yaş altı çocuklarda sebebe bakılmaksızın bütün pnömonilerden dolayı yapılan hastaneye yatışlar ve ayaktan kontroller için tahmin edilen yıllık ulusal sağlık harcamaları 1997-1999 yılları arasında 688.2 milyon dolar iken, 2004’te %45.3 azalarak 376.7 milyon dolara düştü. Pnömokok pnömonisi alt grubu için bakıldığında ise yıllık sağlık harcamalarında 1997’deki ortalama 122 milyon dolardan %27.1’lik bir azalma ile 2004’te 88.9 milyon dolara indi. 1998 ve 2005 arasında PVC7 üzerine yayınlanan maliyet etkinliklerinin son zamanlarda yapılan bir değerlendirmesinde aşılamanın dolaylı etkilerinin, maliyet etkinliği üzerine anlamlı bir etkisi olduğu gösterildi.

Sağlık Bakanlığı’nın açıklaması

“Geleceğe Uzanan Köprü: Pnomokok Aşıları Zirvesi”nde Sağlık Bakanlığı da bir açıklama yaptı. Açıklamada şu sözlere yer verildi: “Bağışıklama; aşıyla korunabilir hastalıkların ve ölümlerin önlenmesi açısından en önemli toplum sağlığı müdahaleleri arasında yer almaktadır. Bağışıklama hizmetlerinde temel amaç; toplumda, özellikle bebek ve çocuklarda aşı ile korunabilir hastalıkların ortaya çıkışını engellemek, dolayısıyla bu hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin ve sakatlıkların önüne geçmektir.

Dünyada yılda yaklaşık 1.6 milyon kişinin pnömokokal hastalıklar nedeniyle öldüğü tahmin edilmektedir. Bu ölümlerin 0.7-1 milyonunu, çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerdeki 5 yaş altı çocuklar oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde ise hastalık yükünün büyük bölümöünü 2 yaş altı çocuklar ve yaşlılar oluşturmaktadır.

Küçük çocuklarda görülen pnömokokal hastalığın yükü ve aşının bu yaş grubundaki etkililiği dikkate alındığında; Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından aşının ulusal aşılama programıona alınması önerilmektedir. DSÖ tarafından bir aşının ulusal sağlık programına girmesi için önerilen koşullar arasında mevcut hastalık yükünün saptanarak ülke program öncelikleri arasına alınıp alınmayacağının saptanması yer almaktadır.

Türkiye’de yapılan Ulusal Hastalık Yükü Çalışması (2004) sonuçlarına göre alt solunum yolu enfeksiyonları ölüme neden olan ilk 20 hastalık arasında, %4.2 ile beşinci sırada iken, bu yüzde 14 yaş altyı ölümler arasında %14.0’a yükselmektedir.

Antibiyotik kullanım sıklığına bağlı olarak giderek artan Streptococcus pneumoniae direnci pnömokokal hastalıkların kontrolüne aşılara olan ihtiyacı ön plana çıkarmaktadır. Türkiye’de Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında 2005 yılına kadar sadece 7 hastalığa (boğmaca, difteri, tetanoz, kızamık, tüberküloz, çocuk felci, hepatit B) yönelik aşılama yapılırken bu hastalıklara kızamıkçık, kabakulak ve hemofilus influenza tip b ve Kasım 2008 tarihinden itibaren de konjuge pnömokok aşısının eklenmesi ile toplam 11 hastalığa karşı aşılama çalışması yürütülmeye başlanmıştır.

Türkiye genelinde bebeklik yaş grubunda aşılama oranları 2007 yılı sonu itibarıyla %96’ya ulaşmıştır. Bu aşılama oranları Avrupa ülkelerinin ortalamasının üzerindedir.  <<

——————-

İTF Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AbD. Öğretim üyesi

Prof. Dr. Ayper Somer’den bilgi aldık:

>> Sağlık Bakanlığı 2002’ye kadar 7 aşı ile aşılama yapıyordu. Oysa o sırada ABD’de pnömokok ve menenjit aşıları kullanıma girmişti. Kızamık, kızamıkçık ve kabakulak bunlara eklendi. Boğmaca’nın özel hücresiz tipi kondu. Böylelikle tek bir aşılama ile 5 hastalığa karşı koruma mümkün hale geldi. Bu ay Sağlık Bakanlığı pnömokok aşılama kampanyası başlatıyor.

Kontrolsüz antibiyotik kullanımı pnömokoklarda yüzde 40’a ulaştı. Buna karşılık ABD’de direnç aşı sayesinde %50’ye dek azaldı. Bu şu anlama geliyor, aşılama yapmak antibiyotik kullanımını da, antibiyotik direncini de azaltmakta.

Pnömokok hastalıkları 0-5 yaş arasında ve yaşlarda görülmekte. Çocuklar pnömokok taşıyıcısı, özellikle yuvaya gidenler kendileri hastalanmıyor, başka çocuklara taşıyor. Çocukların %40-60’ı taşıyıcı. Aşılamak taşıyıcılığı yüzde 50 azaltıyor. Çocuklardaki aşılama ise erişkinler ve yaşlılarda hastalık görülmesini azaltıyor. Yaşlılarda bağışıklık sistemi zayıflamakta. Buna ek olarak kulak iltihabında da azalma oluyor. Türkiye’de istatistik olmasa da çalışmalar başladı. Türkiye 7-valan aşıyı aşılama takvimine alan otuzuncu ülke.

Normalde bir aşı yapıldığında çocuğu koruyor. Hasta ile karşılaştığında korunmuş oluyor. Pnömokoklara karşı aşılama hem hastalığın taşınmasını önlüyor, hem de çocuğun kendisi hastalanmıyor. Buna karşılık aşılamanın yüzde 80-90’a çıkartılması gerekiyor. Bu hastalık taşımayla bulaştırılıyor. Aşı 2, 4, 6 ve 12 ayada yapılacak. İki yaş altı hedeflenecek. Aşıda 7 tip var, pnömokoklar ise 90 tip. Ancak bu 7 tip yüzde 90’ına karşı koruyor. Buna karşılık 5 yaştan sonra koruyuculuk yüzde 50’lere inecek.

Tüm aşılardan sonra yan etki görülür. Bugün kullanılan enjektörler de gelişti. Aşı yapılan yerde ağrı-hassasiyet görülebilir. Bu ciddi bir yan etki değildir. Hafif ateş de olabilir, yabancı madde nedeniyle beklenen bir etkidir. Hafif uykuya eğilim ya da huzursuzluk olabilir. 200 milyon dozda ciddi bir yan etki yok.

Pnömokok hastalıkların düşük sosyoekonomik kesimde görünüyor. Pnomokok aşılaması diğer programa uyumlu olduğu için bir sorun görünmemekte. Bizde görülen pnömokok suşları konusunda Prof. Dr. Işık Yalçın’ın bir çalışması vardı, buna göre saptanan suşların %89’u aşı tipinde çıktı, yani aşının etkili olacağını öngörüyoruz.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın