Novartis Biyoteknoloji Konferansı yeni bir ışık yaktı

Ara 20 2009 Published by under 7. Sayı

Dünyanın yenilikçi ve lider ilaç firmalarından Novartis Trabzon’da Biyoteknoloji Konferansı düzenledi. Konferans Türkiye’nin önde gelen akademisyenlerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Dünyanın yenilikçi ve lider ilaç firmalarından Novartis Trabzon’da düzenlediği Biyoteknoloji Konferansı’na katıldık. Konferansın iki önemli özelliği bulunmaktaydı. Bunlardan birincisi TBMM Sağlık, Aile Çalışma ve Sosyal İşler Komisyon Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Dr. Mahmut Tokaç ve Türkiye’nin önde gelen akademisyenlerinin katılımıyla gerçekleşmesi idi. Ama daha önemlisi, konferansa paralel olarak gerçekleştirilen çalışma ile, ülkemizin Novartis’in bu yıl Amerika’da düzenlediği BioCamp’a katılacak genç bilim insanları bu toplantı çerçevesinde belirlendi.

Türkiye’nin birçok üniversitesinden 12 öğrencinin katılımı ile Biocamp Türkiye Çalıştayı’na alınan genç yetenekler, iki gün boyunca biyoteknoloji alanında çalıştılar. Burada aldıkları eğitimle bugüne kadarki bilgilerini birleştirerek kendilerine verilen proje konusu üzerinde bir atölye çalışması gerçekleştirdiler. Biyoteknoloji alanındaki uzmanlardan oluşan jüri de “Uluslararası BioCamp 2009″da Türkiye’yi temsil edecek iki öğrenciyi belirledi.

Tüm dünyada biyoteknoloji alanında eğitim alan lisans, yüksek lisans ya da doktora öğrencilerini bir araya getiren bilimsel bir çalıştay olan BioCamp, her yıl farklı bir ülkede düzenleniyor. Bu yıl 27-31 Ekim tarihleri arasında Amerika’nın Cambridge (Massachusetts) şehrinde gerçekleştirilecek olan “Uluslararası BioCamp 2009″a Türkiye ilk kez aday gönderecek.

İlaç endüstrisinin yeni ufku biyoteknoloji

Toplantının açılış konuşmasını yapan Novartis Türkiye Ülke Başkanı Güldem Berkman, biyoteknolojinin ilaç sektörü için öneminden detaylı olarak bahsetti. Berkman “Ülkemizin biyoteknoloji alanında gelişimine ve genç bilim insanlarımızın bu alanda dünya çapında yetkinlik geliştirmesine vesile olacak bir bilimsel atılım olarak, uzun yıllar varlığını sürdürmesini hedefliyoruz” derken, yeni misyonlarının da çerçevesini çizmiş oldu. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin bu konudaki çalışmalarını çok iyi bildiklerinden toplantıyı da Trabzon’da düzenlediklerini vurgulayan Berkman, ilaç alanında yılda toplam 7 milyar dolar Ar-Ge harcaması gerçekleştirdiklerini belirtti.

Biyolojikler ve protein bazlı biyoteknoloji ürünleri, Novartis ürün yelpazesinin %25’ini oluşturuyor. Novartis’in halen 2011’e kadar ve sonrası için değişik endikasyonlarda geliştirilmekte olduğu 11 biyoteknoloji ürünü var. Biyoteknoloji alanında gelişim sağlamak amacıyla bu alanda faaliyetlerini sürdüren bir enstitüsü bulunmakta ve ayrıca Singapur ve İtalya’da tropikal hastalıklar için ilaç ve yeni aşılar geliştirmek üzere iki ayrı merkez araştırmalarını sürdürüyor.

Daha sonra söz alan Novartis Bilimsel Operasyonlar Direktörü Dr. Müge Mert ise Novartis’in Ar-Ge alanında 5000’i araştırma ve 7700’ü de geliştirmede olmak üzere toplam 12.700 kişi çalıştığını; 2013’e dek 40 yeni molekül üzerinde daha çalışmaların sürdüğünü söyledi.

“Trabzon’un nüfuzu”

Bu bilimsel toplantı ve BioCamp 2009, Türkiye’nin ilaç ve biyoteknoloji konusundaki Ar-Ge potansiyelini doğrusu bir kez daha vurguladı. Toplantı sırasında görüşmek şansını yakaladığımız aday arkadaşlarımız aslında atıl kalan bir insan gücüne işaret etmekteler. Halbuki beri yandan Trabzon’da kurulmuş olan ATİ hücre ve doku kültürü merkezi dünyadaki emsallerinden sadece boyut olarak daha küçük, ama gerek işletme, gerekse işletim felsefesi olarak birebir aynı özelliklerde bir biyoteknoloji merkezi olarak hizmet vermekte. ATİ, TBMM Sağlık, Aile Çalışma ve Sosyal İşler Komisyon Başkanı Cevdet Erdöl’ün deyimiyle adeta “Trabzon’un nüfuzunu” simgelemekte.  <<

——————-

İlaç endüstrisinin yeni ufku biyoteknoloji

ABD’nin önde gelen bilim dergilerinden Scientific American’ın Biyoteknoloji Sanayi Örgütü’nün 2009 yılı konferansında açıkladığı bir araştırma, ülkeler kişi başına düşen araştırma geliştirme şirketi sayısını, fikri mülkiyet hakları, girişimci desteği ve yatırımcıya yaklaşım, eğitim ve iş gücü, araştırma ve geliştirme yapan girişimcilere destek veren kamu kurumları bakımından değerlendirildi. Ülkelerin 5 puan üzerinden değerlendirildiği araştırma sonucunda ABD 3,8 puanla 1′inci, Singapur 3,5 puanla 2′inci, Danimarka 3,2 puanla 3′üncü, İsrail ise 3,1 puanla 4′üncü sırada yer alıyor. Araştırma sonucunda bazı ülkeler eşit puan alarak aynı sırayı paylaştı. Türkiye, yapılan değerlendirmede Meksika ve Brezilya ile 1,8 puan alarak 12. oldu ve sondan bir üst sıraya yerleşti. Yunanistan, Slovakya ve Hindistan da 1,7 puan ile 13. ve son sırada yer aldı.

“Scientific American” dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Jeremy Abbate, araştırmanın amacının biyoteknoloji alanında olan biteni anlamak olduğunu ifade etmekte. Burada çok önemli birkaç saptaması bulunmakta: 1. Bazı küçük ülkeler kendilerinden beklenmeyecek ölçüde çok iyi performansa sahipler. (2) Bir ülkenin girişimci desteği yönünden ilk sırada yer alsa bile, toplam değerlendirme kriterlerinde “fikri mülkiyet hakları karnesinin kötü olması” nedeniyle alt sıralarda yer alabilmekte.

Türkiye gelişme yolunda ama, araştırma sayısı hala yetersiz

Bu noktada dünyada ve Türkiye’de ilaç Ar-Ge’sine ilişkin bazı gösterge ve verileri de sizlerle paylaşmak istiyoruz. PricewaterhouseCoopers’ın Dünya Ekonomik Forumu Davos Toplantısı’nda açıkladığı 12. Yıllık Küresel CEO Araştırması’na göre ilaç sektörü krizin olumsuz koşullarına rağmen Ar-Ge’ye devam edecek. İlaç ve biyoteknoloji firmaları, yenilikçi ilaçlar geliştirmek için bu yıl da 100 milyar dolar civarında Ar-Ge ve üretim yapacak. Sektör firmalarının bu yatırımları, hem sektör hem de Türkiye için önemli fırsatları beraberinde getirecek. 2007 yılında dünyada 90 milyar dolar ilaç Ar-Ge’si için harcama yapılmış ve bu harcamaların %60’ını ilaç araştırması oluşturmakta. Türkiye’de ise 38 milyon dolar ilaç Ar-Ge’sine ayrılmış, bu rakam toplam harcamanın 10.000’de 4’üne eşit. 156 ülkede 60.000 adet klinik araştırma yapılırken Türkiye’de bu sayı Haziran 2008 itibariyle sadece 400. Klinik araştırmaların dağılımında ilk sırayı %50,6 ile Kuzey Amerika almakta.  Her 1 milyon kişiye düşen araştırma sayısı Kuzey Amerika’da 191 iken, Türkiye’de 4.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın