Okuyun! Çünkü biz bu Fakülte’yi okunsun diye yazdık!

Tem 12 2008 Published by under 2. Sayı

Dr. Yavuz Dizdar

Derler ki, bu kubbe altında söylenmemiş hiçbir söz yoktur. Bu doğrudur, tarih dediğiniz şey tekerrürden ibarettir. Lakin yine de okuyan bilir, bakan görür, araştıran bulur, yürüyen yol alır ve elbette çalışan kazanır.

İşte İrlanda, kıtlık zamanında onlara erzakı biz göndermiştik de, kadirşinaslık gösterip hiç unutmadılar. Ama sonra ne oldu, biz çalışmadık, onlar çalıştı ve kazandı, biz yerimizde saydık. İşte Pfizer, kullandığımız ilaçların büyük bölümünü onlar geliştirdi, yatırım yaptı, yatırımdan eğitim çıkarttı. Onların bize geldiği zamanda aslında bizde de fabrikalar mevcuttu. Ama sonra ne oldu, biz araştırmadık, onlar araştırdı, buldu ve geliştirdi, biz müteşekkir kaldık.

Halbuki bizim de bilim sahibi insanlarımız var. İşte Zeki Güzel, kendi geliştirdiği tekniğe “Cerrahpaşa” adını verecek kadar ali cenap. İşte rahmetli Çetin Özek, kuruluş amacı olan üniversitede hukuku en iyi ve belki de sadece o bildi, biz sonradan anladık.

Çünkü biz yüzlerimizi birbirimize doğru değil, maddi kazanç kapılarımıza doğru döndük, en büyük kazancımızın birbirimiz olduğunu unuttuk. Birbirimizi dinlemedik, işbirliği yapmayı bilemedik, “mal ve evlat çoğaltma yarışı bizi oyaladı”. İstanbul Üniversitesi’nin ne olduğunu ise hiç anlamadık. Sonra bir gün ansızın “Çapa’nın Sancak Kulesi” düştü, afalladık. Ama sancak yere hiç değmedi, çünkü onu “Biz” tuttuk ve kalbimize sakladık.

“Şimdi artık kabirleri ziyaret etmek zamanıdır”.

Kule yeni baştan yapılıyor ve sancak yerine teslim edilecek.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın