Tip 2 diyabet tedavisinde yeni dönem

May 09 2009 Published by under 5. Sayı

Dünya Sağlık Örgütü’nün diyabet ile ilgili araştırmalarına göre, 2025 yılında dünyadaki yetişkin nüfusun yaklaşık % 5,4’ünün diyabetli olacağı tahmin ediliyor. Son 10 yıl içinde 3 kat artış gösteren diyabet, Amerika’da ölüm nedenleri arasında 4. sırada, Avrupa’da ise 20 yaş üstü körlük nedenleri arasında birinci sırada yer alıyor.

 Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler tarafından “salgın hastalık” olarak ilan edilen diyabet ile ilgili araştırma sonuçlarına göre 2025 yılında tüm dünyada yaklaşık 300 milyon, 2030 yılında ise yaklaşık 366 milyon diyabetli hasta olacağı tahmin ediliyor. Bu sayının %90-95’ini ise insüline bağımlı olmayan tip 2 diyabetli hastalar oluşturuyor. Tip 2 diyabette önümüzdeki 10 yılın tedavi yöntemi olarak nitelendirilen “DPP 4 inhibitörleri” ise büyük umut vaat ediyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün diyabet ile ilgili araştırmalarına göre, 2025 yılında dünyadaki yetişkin nüfusun yaklaşık % 5,4’ünün diyabetli olacağı tahmin ediliyor. Son 10 yıl içinde 3 kat artış gösteren diyabet, Amerika’da ölüm nedenleri arasında 4. sırada, Avrupa’da ise 20 yaş üstü körlük nedenleri arasında birinci sırada yer alıyor. 2025 yılında tüm dünyada yaklaşık 300 milyon, 2030 yılında ise yaklaşık 366 milyon diyabetli hasta olacağı tahmin ediliyor. Bu sayının %90-95’ini ise insüline bağımlı olmayan tip 2 diyabetli hastalar oluşturuyor.

Merck Sharp & Dohme İlaçları (MSD) tarafından düzenlenen “Tip 2 Diyabet Tedavisinde Fizyolojik Kontrol” isimli toplantıya katılan G. d’Annunzio Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden dünyaca ünlü endokrinolog Prof. Dr. Agostino Consoli, Tip 2 diyabet tedavisinde önümüzdeki 10 yılın yenilikçi tedavi alternatifini anlattı.

Prof. Dr. Agostino Consoli’nin verdiği bilgilere göre kısa süre öncesine dek, diyabetin tedavisi kan şekerinin düşürülmesi olarak algılanıyordu. Ancak yakın zamanda hastalığın mekanizmasının nasıl işlediği daha iyi anlaşıldı ve bunun sonucunda sadece kan şekerini düzenlemeyen, hastalığın ilerlemesini önleyen ilaçlar da geliştirildi. Tip 2 diyabet hastalığının ortaya çıkışında temel mekanizma insülin salgısının azalması. İnsülin pankreastaki beta adacıklarında yapılan ve kan şekerini düzenleyen bir hormon. Tip 2 diyabette sadece bu hormonun miktarı değil, beta hücrelerinin sayısı da azalmakta. Son yıllarda yapılan araştırmalar kan şekerinin düzenlenmesinde glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) denen hormonun da büyük öneme sahip olduğunu gösterdi. Şekerli gıdalar alındığında bu hormon salgılanıyor, insülin ise kan şekeri belli bir seviyeyi geçerse salgılanarak düşürüyor. GLP-1 diyabet hastalarında daha az salgılanır hele geliyor.

Prof. Dr. Consoli, tip 2 diyabette uygun şekilde kullanılan oral tedavinin, hastaların kısa-orta vadede glisemik hedeflerine ulaşmalarına güvenle yardımcı olabileceğini söyledi. Tip 2 diyabette insülin tedavisine başlanmadan önce, genellikle iki veya daha fazla oral ajanın kombine kullanılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Consoli,  güvenilirlik ve tolerabilite konularının, özellikle de kilo artışı ve hipoglisemi gibi yan etkilerin görülmesine bağlı olarak antidiyabetik ilaçların optimal şekilde uygulanmasını sınırladığını kaydetti.

 Tip 2 diyabette en yeni tedavi sınıfı DDP-4 inhibitörleri

Türkiye’de de ciddi bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkan diyabette, yeni tedavi alternatifi olma özelliğini taşıyan DPP–4 inhibitörleri sınıfının hastalık için umut vaat ettiğini söyleyen Prof. Dr. Consoli bu yeni ajanın inkretin hormonunun etkisini güçlendirerek glisemik kontrol sağladığını belirtti. MSD’nin stagliptin etken maddeli yeni tip 2 diyabet ilacının, DPP-4 inhibitörleri sınıfının tüm dünyada onay almış ilk üyesi. Prof. Dr. Consoli’nin verdiği bilgilere göre ilaç insülin salgısını ve karaciğerin glukoz üretiminin baskılanmasında etkili olan glukagon salgısını artırmakta. Prof. Dr. Consoli şu bilgileri verdi: “Sitagliptin vücutta bulunan bu inkretin hormonlarının aktif düzeylerini arttırarak vücudun kan şekeri düzeyini kontrol altında tutma yeteneğini güçlendirir ve tip 2 diyabet hastalarının kan şekeri düzeylerini düşürmeye yardımcı olur. Yeni tedavi seçeneği olarak tip 2 diyabet hastalarına umut ışığı olan bu ilaç günde tek doz, gıda alımından bağımsız olarak kullanılıyor. Yüzde 87 oranında biyolojik aktivite gösteriyor ve minimal hepatik yıkıma uğrayarak, idrarla %79 oranında değişmeden atılıyor”. İlacın günde 100 mg verilmesi halinde DPP-4 aktivitesini %80’den fazla baskıladığını ve GLP–1 düzeylerinde 2 katı artışa neden olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Consoli, “Faz III monoterapi çalışmalarında HbA1c düzeylerinde plaseboya göre anlamlı azalmalar görüldü. Faz III kombinasyon çalışmalarında ise metformine ve pioglitazona ilave edilince plaseboya göre anlamlı azalmalar gösterdi.” diye konuştu.

 Sitagliptin etkinlik ve yan etkiler açısından başarılı

Sitagliptin, Merck Sharp & Dohme laboratuarlarında 7 yıl içerisinde geliştirilerek klinik uygulamadaki yerini aldı. Klinik araştırmaları yaklaşık 3000 hasta üzerinde yürütüldüğünden, güvenlik verileri yüksek düzeyde yeterli olarak kabul ediliyor. Sitagliptin dünyada bugüne dek on milyondan fazla reçete edildi. Diyabet tedavisinin başarısını gösteren en önemli parametrelerden biri olan HbA1c düzeyleri dikkate alındığında, sitagliptinin %1’den daha fazla iyileşme sağladı. Buna ek olarak, klinik denemelerde yan etki açısından çok iyi bir profil gösterdi. Diyabet tedavisinde kullanılan diğer ilaçlarla görülen ayaklarda şişlik gibi yan etkiler bu ilaçla görülmedi. Ancak en önemlisi ilaç doğal mekanizmaya doğrudan müdahale etmediğinden, diyabet tedavisinde en önemli yan etkilerden biri olan hipoglisemi ataklarına neden olmuyor, zira ilacın etkisi zaten ortamda glukoz bulunmasına bağlı gerçekleşiyor. Diyabet tedavisinde sık kullanılan sülfonilüreler ya da insülinle beraber alındığında da hipoglisemiye neden olmadığı belirlendi. Diğer önemli bir özelliği, kilo alımına neden olmaması. Diyabette standart tedavi ile hastaların yüzde 30’unda kilo artışı olduğu biliniyor, sitagliptin kullanan hastalarda kilo artışı olasılığı ise %4 olarak belirlendi.

 Vücudun doğal mekanizmasını güçlendiriyor

Sitagliptin şimdiye kadar tek başına kullanılmadı, bugüne dek yapılan çalışmalarda diyabetin standart tedavisi olarak kabul edilen metforminle kombine edildi. Metformin ucuz ve etkili bir ilaç ve GLP-1’in salgılanmasını uyararak etki gösteriyor. Sitagliptin ise salgılanmış doğal hormonun kanda uzun süre etkin kalmasını sağlıyor. Uygulamada günde tek doz olarak veriliyor ve hastadan hastaya doz değişikliği yok, bu da hem doktor hem de hasta için uygulama kolaylığı sağlıyor.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın