Türk İlaç endüstrisi yönetim felsefesinde bir ilk:Güldem Berkman

Ara 22 2009 Published by under 7. Sayı

Novartis, 1996 yılında, tarihteki en büyük birleşmelerden biri olan Ciba ve Sandoz’un birleşmesi ile kuruldu. Ciba ve Sandoz firmaları 50 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerdi.

Novartis Türkiye Genel Müdürlüğü’nü 2008 Ocak ayından itibaren Güldem Berkman devraldı. Novartis Türkiye’nin ilk kadın genel müdürü Güldem Berkman’la Novartis Türkiye’yi ve sosyal sorumluluk projelerini konuştuk.

Fakülte: Biz sizi Novartis Genel Müdürü olarak tanıdık. Kimdir Güldem Berkman?

Güldem Berkman: 1991 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun oldum. İki yıl satış temsilciliği yaptım. Yine çokuluslu bir gıda firmasında ürün müdürlüğü yaptıktan sonra Novartis’te satış müdürü oldum. 2007’de bir yıl Novartis Macaristan’ın Genel Müdürlüğü görevini yürüttükten sonra geri döndüm ve Novartis Türkiye’nin ilk kadın genel müdürü oldum.

Yakın zamanda dünyada ilaç endüstrisinde hiç kadın genel müdür olmadığı ve sadece cinsiyet değil, yaş, ırk gibi unsurlardaki çeşitliliğin de başarıyı artırdığı fark edildi. Novartis’in faaliyet gösterdiği 140 ülkede hiç bayan genel müdür olmadığı anlaşılınca, Novartis bunu “camdan tavan” olarak belirledi. 2006 yılında ilk kadın genel müdür Ekvator’a atandı. Bunu Portekiz, İrlanda, Tayland ve Türkiye izledi. Elbette Türkiye, ilaç pazarları arasında en ciddi büyüklüğe sahip olan ülke.

Fakülte: Novartis’in Türkiye’deki üretime yönelik yatırımları nelerdir?

Güldem Berkman: Türkiye Novartis için çok önemli bir üretim üssü. Türkiye’de dört tane fabrikamız var. Kurtköy fabrikası 1997’deki birleşme sonrasında dünyada Novartis adı ile açılan ilk fabrika olma özelliğini taşıyor. 90’dan fazla ülkeye ihracat yaptığımız, çok modern ve başarılı bir fabrika. Üç tane de Sandoz’a ait fabrikamız var. Sandoz yüzde 100 bize ait olan ve eşdeğer ilaç üreten grubumuz.

Fakülte: Novartis Türkiye olarak Ar-Ge merkezi açmak konusunda ciddi bir girişiminiz olduğunu biliyoruz. Ar-Ge konusunda Novartis Türkiye neler yapıyor?

Güldem Berkman: Novartis, yaşam kalitesini artıran ve süresini uzatan, yaşamı koruyan yenilikçi ürünleri keşfetmekte, geliştirmekte ve piyasaya sunmaktadır. Sağlık alanındaki yeni teknolojilere sürekli yatırım yapan Novartis yıllık ortalama 7.2 milyar dolar tutarındaki araştırma geliştirme bütçesiyle, sağlık alanında dünyanın en büyük Ar Ge yatırımı yapan kuruluşlarından biridir. Novartis Türkiye olarak ülkemizde bu alanda çalışmalar başlatan ve klinik araştırmalar departmanını ilk açan firmalardan biriyiz. Biz üniversite ile endüstri işbirliğinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu alanda bir ekibimiz ve uzmanlarımız var. Klinik araştırmalar hem ilaç sektörümüzün hem ülke ekonomisinin çok önemli bir gelişme ve fırsat alanı.

 Fakülte: Novartis Türkiye’nin pek çok sosyal sorumluluk projeleri olduğunu biliyoruz. Bize bu projelerinizden söz eder misiniz?

Güldem Berkman: Novartis yenilikçi ve hasta odaklı iş anlayışı ile sektördeki gelişime öncülük ederken bir yandan da sosyal sorumluluk projelerine destek veriyor ve dünya çapında insanlığın gereksinimlerini gözeterek toplumsal yarar sağlayacak çalışmalar yapıyor. Bizler, sorumluluk sahibi bir kurumsal yurttaş olarak tanınmak istiyoruz ve şirketimizin uzun dönemli başarısı için faaliyetlerimizi ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan tutarlı ve sürdürülebilir kılmayı amaçlıyoruz. İnsan hakları, çalışma uygulamaları ve çevre konularındaki ilkeleri belirleyen Birleşmiş Milletler Evrensel Sözleşmesi’ni 1999 yılında imzalayan ilk kuruluşlardan biriyiz.

Hem dünyada hem de ülkemizde uzun yıllardır süregelen çok sayıda anlamlı ve insanlık için somut kazanımları olan projeye imza attık. Novartis’in ürünleri 2008 yılında, tüm dünyada 850 milyon insanın sağlığını korumada ve hayatını kurtarmakta kullanıldı. Ayrıca yine 2008 yılında 74 milyon hastaya toplamda 1.2 milyar dolar değerindeki tedaviyi bedelsiz ya da indirimli olarak ulaştırdık. Dünya çapında çok sayıda coğrafi hastalık ve gelişmemişliğin oluşturduğu sağlık sorunları, Novartis Sürdürülebilir Kalkınma Vakfı tarafından sürdürülebilir çözümlerle dünya üzerinden siliniyor. Cüzzam ve sıtma uzun yıllardır mücadele ettiğimiz ve yok olma noktasına getirdiğimiz hastalıklar.

Novartis, Türkiye’de de sağlık, eğitim, kültür sanat ve çevre konularında sosyal sorumluluk projeleri yürütmektedir. Özellikle halka yönelik olarak gerçekleştirdiğimiz sağlık eğitimi projeleri artık geleneksel bir hal almıştır. En önemli sağlık sorunlarından biri olan kronik hastalıklar konusunda halkın bilgilendirilmesine yönelik Novartis Sağlık Vagonu ve Novartis Sağlık Melekleri Projeleri ile Türkiye’nin dört bir yanından binlerce vatandaşımız kronik hastalıklar konusunda sağlık eğitimi almıştır. Talasemi’yle Mücadele Kampanyası da geniş ölçekli projelerden biridir. Son iki yılda toplam 170 bin kişi Novartis’in sağlık eğitimlerinden yararlanmıştır. Bu tür projelerde hastalıklar hakkında insanlarda farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz. Örneğin erken tanı konulması durumunda meme kanserinden kurtulma olasılığının yüzde 90 olduğunu biliyoruz. Bu nedenle Ulusal Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu, Türk Kadınlar Birliği ve Europa Donna Türkiye işbirliği ile başlattığımız “Annemle Biz Kanseri Yeneriz” çalışmasında meme kanseri riski taşıyan 2 bin kadına ücretsiz mamografi yapılmasını sağladık.

Ayrıca tüm dünyada 1997 yılından itibaren kutlanan “Novartis Gönüllüler Günü” var. Tüm dünyadaki Novartis çalışanları her yıl Nisan ayında bir günlerini gönüllü bir çalışmaya ayırıyorlar. Bu yılki Gönüllüler Günü’nde 10 bin gönüllü Novartis çalışanı ülkelerinde eş zamanlı projeler gerçekleştirdi. Bu projeler tamamen gönüllülük usulüne göre gerçekleşiyor. Biz de bu yıl ülkemizdeki Novartis Gönüllüler Günü’nde İstanbul Darülaceze’de ve İzmir, Ankara ve Antalya’daki 3 farklı huzurevinde çeşitli çalışmalar gerçekleştirdik.

Kültür ve sanatta yıllardır süren projelerimiz var. Ciddi bir bütçe ve zaman ayırdığımız Novartis kitapları ile Türkiye’de daha önce hiç araştırılmamış konuları ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Yıllarca kaynak oluşturacak kitaplar bunlar. Bu yılki konumuz “Tarihi Hastaneler” olacak. Gerek kurumsal gerekse de ürünler bazında gerçekleştirdiğimiz sosyal sorumluluk projeleri ile geçtiğimiz yıllarda birçok ödül aldık ve bu da bize gurur veriyor.

 Fakülte: Krizden nasıl etkilendiniz?

Güldem Berkman: Novartis bir dünya devi olarak dünyanın çok sayıda ülkesinde ve daha da önemlisi ekonomilerin oldukça kırılgan yapıda olduğu gelişmekte olan pazarlarda faaliyet göstermektedir. Bu nedenle Novartis, güçlü finansal yapısı ile ekonomik iniş çıkışlara hazırlıklı ve bu dönemleri nasıl karşılayacağı konusunda deneyimi olan bir firmadır.

İlaç sektörünün dinamiği diğer sektörlerden farklı; ekonomi kuramının arz talep dengesinin ötesinde bir dinamik. Krizde diğer sektörler için alınacak tedbirler ilaç sektöründe geçerli olmayabiliyor. Sonuçta ürettiğimiz ürünler, yaşam kalitesini artıran, yaşam süresini uzatan ve yaşam kurtaran ilaçlar.  Bu nedenle de faaliyetlerimize her koşulda devam etmek ve yeni tedavilere yatırım yapmak zorundayız. Yeni tedaviler için Ar-Ge çalışmalarına ayırdığımız bütçe, ciromuzun %17’si ve bu da oldukça ciddi bir rakam. İnsanlığın geleceğine yapılan bu yatırımların devam edebilmesi için de kriz dönemlerinde ancak kısa vadeli tedbirleri göze alabiliyoruz.

 Fakülte: Türkiye’de ileriye yönelik yatırımlarınız neler olacak?

Güldem Berkman: Türkiye, Novartis şirketler grubu içinde parlayan bir yıldız, bununla çok gurur duyuyoruz. Mesela insan kaynakları anlamında çok dikkat çekici bir potansiyelimiz var.  Novartis Türkiye’den yurtdışına gönderilen bütün yöneticiler çok başarılı işler yapıyor. Ben bundan çok büyük gurur duyuyorum. Birçok alanda üstün nitelikli bir insan gücüne sahibiz ve bu da bize güven veriyor. Bu nedenle de Türkiye’ye yatırımlar devam ediyor. Ben yönetici olduktan sonra bir ülkede 4 fabrikaya sahip olmanın gerçekten çok önemli olduğunu anladım çünkü şirketler değişik lokalizasyonlarda fabrika açıyorlar veya açık tutuyorlar.

Biz Ar-Ge konusunda insan gücünü çok hızlı bir biçimde artırıyoruz. Klinik araştırmalar alanında başarı sadece parasal yatırımla değil ciddi boyutta insana yatırımla mümkün olabilir.

Bu alanda gelişebilmek için klinik araştırmaları takip eden ve uzmanlaşan bir ekibe ihtiyacınız var. Bu alanda kurduğumuz ekibe her yıl en az 10-15 kişi daha ekleyerek bu ekibi genişletiyoruz.

 Fakülte: Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın