Vodafone, AÇEV ve Milli Eğitim Bakanlığı “İlk Adım” projesinde buluştu

Oca 03 2011 Published by under 9. Sayı

Vodafone Vakfı geçen yıl Milli Eğitim Bakanlığı’nın da çok önem verdiği Batman, Diyarbakır, Mardin yaz okulları projesini okul öncesi eğitime destek vermek amacıyla başlattı. İlk Adım projesi de okul öncesi eğitim destek vermek amacıyla başlatıldı. Böylelikle AÇEV’in açmış olduğu sınıf sayısı da 180’den 302’ye ulaşmış oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı, Anne-Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ve Vodafone Türkiye’nin ortak çalışmalarıyla sürdürülen İlk Adım projesi çocukların okul öncesi eğitimlerinin güçlendirilmesini amaçlıyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki okulları kapsayan bu proje ile hem çocuklara hem de anne-babalara eğitim veriliyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray projenin amacını şöyle açıklıyor: “2006 yılından itibaren Türkiye’deki çalışanlarımızla birlikte sentezleyerek değer yaratmayı, iletişimden daha fazla faydalanmalarını istiyoruz. 15.7 milyon abonemize hizmet vermekteyiz. Biz ana faaliyet alanımızı icra ederken, Türkiye’deki kurumsal sosyal sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz”. Türkiye Vodafone Vakfı 2007’de kurulmuş, amacı Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşümüne katkı sağlamak ve eğitim alanında projeler üretmek, AÇEV de proje ortakları.

Vodafone Vakfı Başkanı Rengin Onay projelerinin amacının sosyal sorumluluklarını yerine getirmenin yanı sıra, Türkiye’yi bilgi toplumuna dönüştürmek olduğunu özellikle vurguluyor. Hedef bu olunca, elbette eğitim ön plana çıkıyor, çünkü ülkemizde nüfusun yüzde 50’si 25 yaş ve altı. Bu nedenle eğitim çok önemli, Vodafone Vakfı geçen yıl Milli Eğitim Bakanlığı’nın da çok önem verdiği Batman, Diyarbakır, Mardin yaz okulları projesini zaten bu amaçla başlatmıştı. İlk Adım projesi de okul öncesi eğitim destek vermek amacıyla başlatıldı. Böylelikle AÇEV’in açmış olduğu sınıf sayısı da 180’den 302’ye ulaşmış oldu.

Bu projeleri ayrıcalıklı kılan, eğitim odaklı olmaları

Projede hangi illere destek verileceğini bizatihi Milli Eğitim Bakanlığı saptamış ve Vodafone da en yüksek standartlarla donatılmasına yardımcı olmuş. Önce öğretmenlerin eğitimiyle başlanmış. Buna ek olarak anne-baba eğitimleri de ilk adım eğitiminin önemli bir bacağını oluşturmuş. Diğer projeler kapsamında 81 ilde deprem eğitimleri verilmiş, AYDER’le birlikte Düşler Akademisi kurulmuş ve engelli olduğu bilinen genç vatandaşlarımıza bilgi ve beceri verilmiş, iş sahibi yapmaya çalışılmış. Bilgisayar Bilmeyen Kalmayacak Projesi ile bilgisayar eğitimlerinin internetten alınması sağlamış. İşte bu yaklaşım söz konusu projeleri diğerlerden ayıran temel unsur. Bu tür projelerde genellikle sponsor firma ekonomik destekle ilgilenir. Örneğin bir sınıfın donatımını sağlar, başka şeye karışmaz, bir yapar bin gösterir. Yukarıda saydığımız projelerin merkez noktasında ise insana yapılan yatırım yer almakta. Çocukların, anne-babaların, gençlerin eğitimi katma değeri yükselten esas unsur.

AÇEV adına konuşan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayla Göksel bu yıl 32 ilde okul öncesi eğitim zorunlu eğitim kapsamı altına alınmış olduğunu vurguluyor. Çünkü 0-6 yaş dönemi çocuğun en hızlı geliştiği dönem ve bu yaşlara eğitim yatırımı yapılmadığında AÇEV kendilerini “ihanet etmiş” sayıyor. Çocukların dört duvar altına alınması önemli değil, önemli olan kalite, erişim ve eşitlik. Önemli olan fiziksel koşulların sağlanması, öğretmenin desteklenmesi ve eğitimi. Projeye ilk başladıklarında erişim yüzde 7 iken, şimdi yüzde 30’lara ulaşmış. AÇEV eşitlik ilkesinin korunabilmesi amacıyla, okul önce eğitimin en düşük olduğu illeri seçmiş. Okul öncesi eğitimden yararlanamayan çocuklara öncelik vermişler, hem birikmiş tecrübe aktarılmış, hem de destek verilerek sıçrama yapılması amaçlanmış.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun anlattıkları…

Açılış sonrasındagörüşlerini aldığımız Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu eğitim konusunda özellikle kadınların istekli olduklarını vurguluyor. Anadolu’daki seyahatleri sırasında bir yerde kadınlar arabayı durdurmuşlar ve “ana okulu istiyoruz” diye bağırmışlar. Bu yaklaşımla Urfa’da okul öncesi okullaşma yüzde bir iken yüzde 60’lara varmış. Kadınların “farkındalık yaratma” konusundaki etkinliklerinin bilincinde olan Bakan Nimet Çubukçu, Talim Terbiye Kurulu üyeliğine iki kadın müfettiş atamakla kalmamış, Cumhuriyet tarihinde ikinci kadın il milli eğitim müdürünün atamasını da gerçekleştirmiş. Bunu yaparken özellikle devlet görevindeki kadınların “sınav dışında bir yere gelmemiz mümkün değil, zira takdire bağlı atamalarda bir şansımız olduğunu düşünmüyoruz” söylemlerini dikkate alıyor. Kadınlar başvuru sonrasında çok ciddi düş kırıklığı yaşamaktalar ve bu nedenle eğitim sektöründe yönetici olmak istemiyorlar. Oysa Bakan Çubukçu’nun saptaması tamamen doğru; “kadınlar yönetime gelseydi, insani gelişmişlik endeksi bir anda 20-30 puan artardı”.

Nimet Çubukçu bakanlığıyla birlikte kız öğrencilerden çok fazla “okumak istiyorum” mektubu aldığını ve bu talepleri yerine getirmek için gereken bütün önlemleri yerine getirdiklerini vurguluyor. Bu yıl ilk kez e-kayıta geçmişler, çocuk evine en yakın okula gönderiliyor. Dolayısıyla ailelerin ikna edilmesi gibi bir süreci artık bitirilmesi gerektiğini, “isterse gönderir” şeklinde bir tavrı bırakılması gerektiğinin altını çiziyor. Ailenin sorumluluğunun bittiği yer çocuğun sosyal haklarının başladığı yerdir. Bu yaklaşım Doğu’da bile sorunsuz uygulanabiliyor. Adrese kayıtlı sistem sayesinde, çocuk nüfusa girmese bile sisteme giriyor. Yaş grupları ve durumları analiz edilebiliyor. Bu durumda müdahil oluyorlar.

Bakan Çubukçu sözlerine şöyle devam ediyor: “Siirt’in bir ilçesinin bir köyünden bir mektup yazmış. Ulaştı. Okula kaydetmişler, ama baba almış. Çocuk 13-14 yaşında, vali eve kadar gitti. Yatılı bir okula yerleştirilmiş, orada okuyacak artık. Yerel unsurları kesinlikle kullanacağız, aşiret etkinliği olan biri olabilir, kimse sizin sesinizi almıyor. Karsa gittim, yatılı okuyan kızlardan biri önce hukuk okuyacağım, sonra sizin gibi milli eğitim bakanı olacağım dedi. Ben de küçük bir kızken hayal kuruyordum, ama kimse bana inanmıyordu. Ona hukuku kazan ben velin olacağım dedim. Sabancı hukuku kazandı, bursu da Sabancı ailesi veriyor. ‘Hayatta beni karşılıksız seven bir siz oldunuz’ diye mesaj atmış. Çünkü çocuklar silmek istiyorlar. Herkesin biliyor olmasından çok rahatsız. Hediye alıp verilmesini yasakladıktan sonra İstanbul’da bir bayram günü çocuğa bir hanım bir bot almış ve kapının önünde resim çektiriyor. Engellemişler, dedim ‘hanımefendi bu fotoğrafı kime göstereceksiniz?’. Öğrencilerle ilgili eğitim verdik, ağabeylerin etkisiyle çocukların bakış açısı da değişti. Bir ünlü doğum gününü yuvada kutlamak istedi, kamera yasağı konunca gelmedi”.

Vodafone, AÇEV ve Milli Eğitim Bakanımıza çocuklarımız adına müteşekkiriz.

Henüz yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın